Mersin BarosuMersin Bar Association

YARGITAY KARARLARI

Tutukluluğa itirazın reddine karar veren temyizde katılamaz.

Tutukluluğa itirazın reddine karar veren temyizde katılamaz.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2013/1-538

K. 2014/29

T. 4.2.2014

• SANIĞIN TUTUKLULUK İTİRAZINI REDDEDEN HAKİMİN YARGITAYDA TEMYİZ İNCELEMESİNE KATILAMAYACAĞI ( Katılmasının C.M.K.'nun 23/1. Md. Aykırılık Oluşturduğu Gibi Anayasanın 90. Md. Uyarınca Bir İç Hukuk Normu Haline Gelen A.İ.H.S.'nin 6/1. Md. Düzenlenen Adil Yargılanma Hakkınında İhlali Niteliğinde Olduğu - Kasten Öldürme )

• TARAFSIZ MAHKEME ( Yargılamaya Katılamayacak Hakim - Yerel Mahkemede Sanığın Tutukluluk İtirazını Reddeden Hakimin Yargıtayda Dosyanın Temyiz İncelemesine Katılmasının C.M.K.'nun 23/1. Md. ve A.İ.H.S.'nin 6/1. Md. Düzenlenen Adil Yargılanma Hakkının İhlali Niteliğinde Olduğu )

• KASTEN ÖLDÜRME SUÇU ( Yargılamaya Katılamayacak Hakim - Yerel Mahkemede Sanığın Tutukluluk İtirazını Reddeden Hakimin Dosyanın Yargıtayda Temyiz İncelemesine Katılamayacağı )

• YARGILAMAYA KATILAMAYACAK HAKİM ( Yerel Mahkemede Sanığın Tutukluluk İtirazını Reddeden Hakimin Yargıtayda Temyiz İncelemesine Katılamayacağı - Kasten Öldürme )

• ADİL YARGILANMA HAKKI ( Yargılamaya Katılamayacak Hakim - Yerel Mahkemede Sanığın Tutukluluk İtirazını Reddeden Hakimin Yargıtayda Dosyanın Temyiz İncelemesine Katılmasının C.M.K.'nun 23/1. Md. ve A.İ.H.S.'Nin 6/1. Md. Düzenlenen Adil Yargılanma Hakkının İhlali Niteliğinde Olduğu )

5271/m.23/1

Avrupa İnsan Hakalrı Sözleşmesi/m.6/1

ÖZET : Uyuşmazlık; yerel mahkemede sanığın tutukluluk itirazını reddeden hakimin yargıtayda temyiz incelenmesine katılıp katılamayacağına ilişkindir. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı sırada, "sanıkların tutukluluk hallerinin devamına" ilişkin karara yapılan itirazı inceleyerek; "sanıklara atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve hükmün gerekçesine göre, tutukluluk halinin devamına" şeklinde görüş açıklayan Hakimin Yargıtay Üyesi seçilmesinin ardından, hükmün temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 1. Ceza Dairesi heyetinde de yer alarak, Özel Dairenin onama kararına katılması CMK'nun 23/1. maddesine aykırılık oluşturduğu gibi, Anayasanın 90. maddesi uyarınca bir iç hukuk normu haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınında ihlali niteliğindedir.

DAVA : Kasten öldürme suçundan sanıkların 5237 sayılı TCK'nun 81/1, 62/1, 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin, Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.09.2009 gün ve 383-287 sayılı resen temyize tâbi olan hükmün sanıklar müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 02.02.2011 gün ve 2010/3835-396 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 30.05.2013 gün ve 111581 sayı ile;

"... Sanıkların internet kafeye giderek camını kırdıkları ve olayın ilk aşamasında haksız hareketin kendilerinden kaynaklandığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak ikinci aşamada maktulün sanıkların evinin önüne gidip sanıklarla tartıştığı, araca binip kendisi ile kafeye gelmelerini söylediği, silah alıp sanıklara saldırdığı, ikinci saldırıyı başlatanın maktul olduğu, taraflar arasındaki tahrik dengesinin sanıklar lehine bozulduğu göz önüne alınarak, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği...",

Görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kasten öldürme suçu yönünden kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

CMK'nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 27.06.2013 gün ve 2665-4679 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçe ile karara bağlanmıştır:

KARAR : İtirazın kapsamına göne inceleme, kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların kasten öldürme suçunu tahrik altında işleyip işlemediklerinin belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi gereğince öncelikle, kovuşturma aşamasında tutukluluğa itirazı değerlendirip reddeden ağır ceza mahkemesi başkanının temyiz incelemesinde görev almasının 5271 sayılı CMK'nun 23. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hâkimin davaya bakamayacağı hal olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin tespiti gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Kasten öldürme suçundan açılan kamu davasına bakmakla yetkili ve görevli bulunan Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 22.12.2008 tarihli ara kararı ve 30.09.2009 günlü hükümle sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildiği, sanıklar müdafiinin itirazı üzerine başkanlığını halen Yargıtay 1. Ceza Dairesi Üyesi olan M. Ü.'in yaptığı Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesince hükümden önce 22.12.2008 gün ve 1141 sayıyla, itirazın reddine ve sanıkların tutukluluk halinin devamına, hüküm kurulduktan sonra da 05.10.2009 gün ve 963 ile 23.10.2009 gün ve 984 sayıyla, "... sanıklara atılı suçun vasıf ve mahiyetine, mevcut delil durumuna göre mahkeme kararındaki gerekçe yerinde görüldüğü..." şeklindeki gerekçeyle itirazın reddine ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildiği, Hakim M.Ü.'in Yargıtay Üyeliğine seçildikten sonra da, yerel mahkemece kurulan hükmün temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 1. Ceza Dairesi heyetinde yer alarak hükmün onanması istikametinde oy kullandığı anlaşılmaktadır.

Ön soruna ilişkin uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşabilmesi bakımından, konuya ilişkin kanuni düzenlemelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesinin birinci fıkrasında; "Bir karar veya hükme katılan hakim yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz" şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde de; "Hâkim verdiği itiraz yoluna başvurulmuş kararı veya temyiz edilmiş hükmü inceleyecek yüksek görevli mahkemedeki karara katılamaz. Hâkimlerin bir işe müdahale ettiklerinde önceden fikir veya düşüncelerinin olmaması gereklidir ve tarafsız kalmanın bir koşulu da budur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşmenin altıncı maddesine dayanarak hâkimin önce soruşturmasını veya soruşturma işlemini yaptığı davadaki usul işlemlerine katılmasını hukuka aykırı saymıştır" denilmiştir. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, yargılamaların daha önce aynı konuda görüş açıklamamış hakimler tarafından icra edilmesini ve böylece hakimin tarafsızlığı konusunda oluşabilecek her türlü şüphenin ortadan kaldırılmasını amaçlamış, hakimin verdiği karar veya hükme karşı kanun yoluna müracaat edilmiş olması halinde, daha önce aynı konuda kanaat belirtilmiş olması nedeniyle yüksek görevli mahkemece bu hüküm ya da karara ilişkin olarak yapılacak incelemeye ve bu inceleme sonucunda verilecek karara katılamayacağını hüküm altına almıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesine göre; " Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir", Burada konumuz açısından üzerinde durulması gereken husus, "tarafsız bir mahkeme" ilkesidir. Bu anlamda, ceza yargılamasında, işin esası hakkında karar veren hakimin duruşma evresi tamamlanmadan önce davaya ilişkin başka roller üstlenip üstlenmediği hususu önem kazanmakta olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, bu aşamada verilen kararlarla "tarafsız mahkeme" ilkesinin zedelendiğine karar verilmektedir.

AİHM, hakimin duruşma öncesinde yapmış olduğu yüzeysel değerlendirmeleri ihlal kararı vermek açısından yeterli görmemekte, "duruşma hakiminin duruşmadan önce kişinin suçlu olup olmadığı konusunda düşünce oluşturup oluşturmadığı" kıstasından hareket etmektedir. ( AİHM, Bulut - Avusturya Davası, 22.02.1996 ) Bununla birlikte, hakimin daha önce bazı tedbirlere başvurmuş veya işlemler yapmış olmasının, esasa ilişkin olarak önceden belirlenmiş bir görüşe ulaştığını peşinen göstermeyeceği kabul edilmektedir. ( AİHM, Fey-Avusturya Davası, 24.02.1993 )

Buna göre, usul kanunumuzdaki yasaklamanın "ilk derece mahkemesince verilen hükümlere" katılan hakimleri kapsadığında bir tereddüt yaşanmamakta ise de, "karardan" ne anlaşılması gerektiği üzerinde durmak gerekmektedir. Zira, AİHM kararları da nazara alındığında, yüksek görevli mahkemede görev yapma yasağının sadece önceki yargılama sırasında, "kişinin suçlu olup olmadığı konusunda düşünce oluştuğunu gösterir nitelikteki" kararlara katılan hakimleri kapsadığı kabul edilmelidir. Bunun dışında, hiçbir ayrım yapılmaksızın önceki yargılama sırasındaki hertürlü karara katılan hakimlerin, yüksek görevli mahkemede görev yapamayacağını söylemek ise düzenlemenin amacıyla bağdaşmamaktadır.

Bu kapsamda ağır ceza mahkemesi başkanı olarak görev yaptığı dönemde, itiraz üzerine sanıkların tutukluluk durumunu inceleyip, "mahkumiyet ve tutukluluk hallerinin devamına" ilişkin kararın yerinde olduğuna dair görüş açıklayan hakimin, Yargıtay Üyesi seçildikten sonra temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay Özel Dairesinde aynı işin temyiz incelemesine katılması, "hâkimin davaya bakamayacağı hallerden" olup, CMK'nun 23/1. maddesinin yanında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 08.06.1999 gün ve 1450-156; 03.03.2009 gün ve 21-46 ile 27.09.2011 gün ve 250-190 sayılı kararları da benzer niteliktedir.

Ön soruna ilişkin uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı sırada, "sanıkların tutukluluk hallerinin devamına" ilişkin karara yapılan itirazı inceleyerek; "sanıklara atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve hükmün gerekçesine göre, tutukluluk halinin devamına" şeklinde görüş açıklayan Hakim M.Ü.'in Yargıtay Üyesi seçilmesinin ardından, hükmün temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 1. Ceza Dairesi heyetinde de yer alarak, Özel Dairenin 02.02.2011 gün ve 3835-396 sayılı kararına katılması CMK'nun 23/1. maddesine aykırılık oluşturduğu gibi, Anayasanın 90. maddesi uyarınca bir iç hukuk normu haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınında ihlali niteliğindedir.

Bu itibarla, itirazın değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve dosyanın, Yargıtay Üyesi M .Ü.'in katılımı olmaksızın oluşturulacak heyetle temyiz incelemesinin yapılması için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- ) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,

2- ) Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 02.02.2011 gün ve 3835-396 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

3- ) Dosyanın, Yargıtay Üyesi M .Ü.'in katılımı olmaksızın oluşturulacak bir heyetle temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2014 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

 

 

T.C.

YARGITAY

14. CEZA DAİRESİ

E. 2013/11851

K. 2014/1881

T. 18.2.2014

• YARGILAMANIN YENİLENMESİ TALEBİ ( İlk Kararı Veren Heyetin Olayla İlgili Kanaatinin Oluştuğu Görüşünün İlk Hükümle Belirginleştiği - Farklı Bir Heyetin Yargılamanın Yenilenmesi Talebini İncelemesi Gerektiği )

• ADİL YARGILANMA HAKKI ( Yargılamanın Yenilenmesi Talebi - Adil Yargılama Hakkının Bir Uzantısı Olarak Farklı Bir Heyetin Yargılamanın Yenilenmesi Talebini İncelemesi Gereği )

• CİNSEL SALDIRI ( Yargılamanın Yenilenmesi Talebi - Adil Yargılama Hakkının Bir Uzantısı Olarak Farklı Bir Heyetin Yargılamanın Yenilenmesi Talebini İncelemesi Gereği )

• HÜRRİYETİ TAHDİT ( Yargılamanın Yenilenmesi Talebi - Adil Yargılama Hakkının Bir Uzantısı Olarak Farklı Bir Heyetin Yargılamanın Yenilenmesi Talebini İncelemesi Gerektiği )

5271/m.23, 318

5237/m.103,109, 119

ÖZET : Cinsel saldırı, hürriyeti tahdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarında; "Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz" şeklindeki düzenleme ve "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir' şeklindeki düzenlemeler karşısında, ilk kararı veren heyetin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılanma hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir heyetin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği, gözetilerek itirazın bu yönden kabulü gerekir.

DAVA : Cinsel saldırı, hürriyeti tahdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından sanıklar R. Y. ve K. C.'in, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 102/1 ( iki kez ), 102/3-d ( iki kez ), 102/5 ( iki kez ), 109/2 ( iki kez ), 109/3-a-b ( iki kez ), 109/5 ( iki kez ), 116/4 ( iki kez ), 119/l-c ( iki kez ), 39 ( iki kez ) ve 35. maddeleri uyarınca sanık R.'ın iki kez 10 yıl hapis, 5 yıl hapis cezasıyla sanık K.'in iki kez 5 yıl hapis ve 4 yıl hapis cezalarıyla cezalandırılmasına dair Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28.9.2011 tarihli ve 2009/299 Esas, 2011/252 Sayılı Kararının Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 18.6.2012 tarihli ve 2012/2542 Esas, 2012/6875 Sayılı Kararıyla onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık K. müdafileri tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair aynı Mahkemenin 12.4.2013 tarihli ve 2009/299 Esas, 2011/252 Sayılı Ek Kararına yapılan itirazın reddine dair Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15.5.2013 tarihli ve 2013/484 değişik iş sayılı Kararının;

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23/3. maddesinde yer alan "Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz" şeklindeki düzenlemeyle aynı Kanunun 318/1. maddesinde ki "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir." biçimindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren hakimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hakimin, yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği cihetle, somut olayda ilk yargılamada görev alan mahkeme başkanının yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararda da görev almış olduğu gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 14.11.2013 gün ve 94660652-105-66-7418-2013/16767/68987 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye ihbar ve dava evrakıyla birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

KARAR : 5271 Sayılı C.M.K.nın 23/3. maddesindeki "Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz" şeklindeki düzenlemeyle aynı Kanunun 318/1. maddesindeki "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir' şeklindeki düzenlemeler karşısında, ilk kararı veren heyetin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir heyetin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği, hususu gözetilmeden itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayanarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15.5.2013 tarih ve 2013/484 D. İş sayılı Kararının; C.M.K.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.