Mersin BarosuMersin Bar Association

HABERLER

MERSİN BAROSU VE MERÇED, PROPLOPİLEN TESİSİ ÇED RAPORUNUN İPTALİ İÇİN DAVA AÇTI

MERSİN BAROSU VE MERÇED, PROPLOPİLEN TESİSİ ÇED RAPORUNUN İPTALİ İÇİN DAVA AÇTI

İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

                                                                                    MERSİN

 

 

                                                                                       Duruşma taleplidir

 

                                                                         Yürütmenin Durdurulması Taleplidir

 

 

DAVACILAR                :  1- Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED)

                                        Camişerif Mah. 5225 Sk. No:10 /2 – Akdeniz / Mersin

                                                        

                                         2-Mersin BAROSU   /MERSİN

                                 

VEKİLİ                    :Av.SEMRA KABASAKAL

Şehitmustafa Mah. Cengiz Topel Cad.Tısoğlu Psj.  K:4 No:404 -   Tarsus / Mersin

       

DAVALI                     : Mersin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü / MERSİN

 

DAVA   KONUSU  :

 Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) Olumlu  Kararının iptali ile bu kararın kamu hukukuna ve hukuka aykırı olması sebebiyle ileride telafisi güç zararlar doğması ihtimaline binaen İşlemin İptali ve Dava    Sonuna   Kadar Yürütmenin    Durdurulması Kararı Verilmesi Talebidir.   

                        

İPTALI İSTENEN

İŞLEM                         : Mersin  ili ,Akdeniz ilçesi ,Karaduvar  mahallesi Mevkiinde TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesinin Toros Tarım Sanayi ve  Tic.A.Ş. adına kayıtlı olan parsel sınırları içerisinde yapılmasıyla ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 13.03.2020 tarih ve 5835 sayılı kararıyla TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesinin onaylanan ÇED OLUMLU KARARI raporuna karşı işbu kararın planlama esasları, şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırı olması nedeniyle İPTALİ ve bu kararın uygulanması halinde  ileride telefisi güç zararların doğması ve hukuka aykırı olması gerekçesiyle İYUK’nun ilgili maddeleri gereğince yürütmesinin durdurulmasına ve davanın duruşmalı görülmesine karar verilmesi talebinden ibarettir.

 

İŞLEMİ ÖĞRENME TARİHİ : 10.03.2020

 

DAVA NEDENLERİ                 :

 

1-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 10.03.2020 tarih ve 5835 nolu kararıyla TEKFEN POLİPROPİLEN ÜRETİM TESİSİ YATIRIMI projesi olumlu çed raporu onaylanmıştır. Yayınlanan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı; imar planlarının eksik olmasına rağmen onaylanmıştır.

 

      ÇED sürecinin tüm aşamalarında, uzun vadeli yapılan şehircilik ve çevre düzeni planlarındaki kriterlere de uyulmamıştır. Tekfen polipropilen üretim tesisi yatırım projesinin alanı 1/100.000  ölçekli planda bir kısmı yol, bir kısmı sanayi ve depolama alanı bir kısmı da serbest bölge olarak işaretlenmiş olup yekpare bir sanayi plan alanı bulunmamaktadır. Ayrıca bu proje alanının 1/1000 ölçekli imar uygulama planı bulunmamaktadır.

 

      Projenin 1/1000 ölçekli planının  olmaması bu durumun  planlama esasları , şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırılığından dolayı projenin ÇED Raporunun iptal edilmesi gerekmektedir.

 

     2-Ayrıca bir projenin uygulaması yapılmadan önce projenin imar planlarının hazırlanıp daha sonra uygulamaya geçmesi yasal bir zorunluluktur.    Tekfen polipropilen üretim tesisi yatırım projesinin ÇED Raporu 10.03.2020 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmış olup Toros Tarım Sanayi ve Tic.A.Ş. 06.08.2019 tarih ve 3854 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği” Kapsamında Çed Sahasının Mersin Toros Özel Endüstri Bölgesi ilan edilmesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına başvuruda bulunmuş olup 27.03.2020   tarih ve 31082 sayılı Resmi Gazetede CBK kararı ile  Endüstri Bölgesi Olarak İlan edilmesi HUKUKA AYKIRIDIR.

 

             Kaldı ki 2002 yılında yayınlanan 4737 Sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu incelediğimiz zaman Özel endüstri bölgesi ilan edilecek alanlarda konum ve yerleşke olarak hiçbir ölçüt içermediği özel endüstri bölgesinin yaratacağı çevre yükünün alan ve çevresine olan etki düzeyinin kriterleri ifade edilmediği görülmektedir.

 

            Kanun içeriğinde planlar ile ilgili ‘Yeni yapılacak olan yatırımlarda özel endüstri bölgelerinin imar plânları ile bölge içindeki parsel ifraz, tevhid, terk, ihdas ve benzeri imar uygulaması işlemleri başvuru sahibi tarafından hazırlanarak Bakanlıkça onaylanır. Daha önce imar plânı onaylanmış olan yerlerde ise gerekli görülmesi hâlinde mevcut plândan gelen haklar saklı kalmak kaydıyla Bakanlıkça imar plânları yeniden hazırlattırılıp onaylanabilir’ ibaresi yer almakta ve plan değişikliğinin önünde hiçbir engel olmadığı anlaşılmaktadır. Bu noktada 4737 Sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu eksik, planlı sanayileşme ve sürdürülebilir çevre ve yaşam ilkelerine uygun olmayan bir mevzuat içeriğine sahip olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönüyle Endüstri Bölgeleri Kanunu ile anlaşılacağı üzere özel endüstri bölgelerinin kuruluşundaki ana hedefin, yerli ve yabancı yatırımcı için bürokratik işlemlerin asgariye indirilmesi, planı onaylı ve altyapısı hazır bölgelerde gerekli izin ve onaylarını en kısa sürede alarak faaliyete geçmelerinin ve bu yolla ülke ekonomisine katkıda bulunacak olması anlaşılmaktadır.

                2014 yılında Mersin Ticaret ve Sanayi Odası  ve Mersin Deniz Ticaret Odası tarafından  Mersin 2. İdare Mahkemesinin 2014/ 675 ESAS SAYILI DOSYASI ,İLE  dava konusu yer ile ilgili olarak  Mersin 1/25000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI VE 1/1000 ÖLÇEKLİ UYGULAMA İMAR PLANININ , merkez ilçe ,Karaduvar köyü, 14 pafta, 10489 adaya  ilişkin  kısmının kullanım fonksiyonun sanayi ve depolama alanı ,günübirlik turizm tesis alanı   olarak değiştirilmesine ilişkin 19.06.2013 tarih ve  9346  sayılı işlenin iptali için dava açılmış olup ,açılan dava  27.10.2015 tarih ve 2015/1476 sayılı kararı ile plan iptal edilmiştir .Dava dosyası halen temyizde iken, iptal edilmiş olan ve planı olmayan bu bölgede  polipropilen tesisi için ÇED OLUMLU kararı alınmasında hukuka uygunluk olmayıp,  kamu yararı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından TAMAMEN HUKUKA AYKIRIDIR

 

 

             Kent planlama disiplini çerçevesinde tarihin farklı dönemlerinde, farklı yaklaşımlarla adil kentsel gelişme koşullarının sağlaması amacıyla, politikalar, stratejiler ve planlama kararları geliştirilmeye çalışılmıştır. Bugün, adalet kavramı ve kent planlama ilişkisi toplumsal haklardan; ekolojik endişelere uzanan çok geniş bir spektruma yayılmıştır. Bir bölgenin endüstri bölgesi olarak ilan edilmesi (özel ya da karma) kentsel adalet ve eşitsizlikler oluşturma bağlamında tartışılması ve ele alınması gereken önemli bir konudur.

 

 

             Bu noktada kentsel gelişim ilkeleri çerçevesinde kentte sağlanmaya çalışılan adaletin içeriği tartışılıp bu gibi karar mekanizmaların yerel mekan, bileşen ve unsurlar ile paralellik içermesi son derece önemlidir. Özellikle arazi kullanımı ve ekolojik kaygılarla birlikte “Proje sahası ve çevresinin özel endüstri bölgesi ilan edilmesinden sonra kentte bölgeler arası gelişim farklılıkları oluşup oluşmayacağı?, “Yatırım gerçekleştikten sonra çevresinde yer alan sanayi tesisleri ile birlikte kentin kirlilik yükünü çeken bir bölge olma potansiyeline sahip olma olasılığnın ne kadar kentsel adalet ile uyumlu olacağı? soruları son derece önemlidir.

 

            10 yıldır her yıl yayımlanan yatırım programları ile ele alınan Mersin Konteyner Limanı projesi, Cumhurbaşkanı imzasıyla yayınlanan 2019 yatırım programındaki ‘Doğu Akdeniz Bölgesine Ana Konteyner Limanı’ hedefi olarak revize edilmiştir. Doğu Akdeniz Bölgesine Ana Konteyner Limanı Projesi 2019-2024 yıllarını kapsayan 5 yıllık kalkınma planına da geçerek önümüzdeki yıllara damgasını vuracak ve Mersin’in lojistik üssü olma hayali tümüyle ortadan kalkacaktır. 

 

Mersin Ana Konteyner Limanı projesi 2019 yatırım programlarında Doğu Akdeniz Bölgesine Ana Konteyner Limanı olarak revize edilmesi TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırımı Projesinin Mersin İlinde yapılması kararıyla ilişkisi var mıdır? TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırımı Projesi Mersin’in yerel kalkınma özelinin önünde bir engel oluşturmakta mıdır? Proje, Mersin için geri dönülemez bir potansiyele sahip midir? soruları akla gelmektedir. Ve bu soruları cevaplandırdığımızda bu projenin BELLİ GRUPLARIN RANT ELDE ETMESİ İÇİN HAZIRLANDIĞI VE ÖZEL BİR PROJE OLDUĞU AKLA GELMEKTEDİR.Ancak Mersin geneline bakıldığında bu projenin Mersin’in gelişmesine engel olduğu çevre ve doğasının, havasının ve toprağının zehirlenmesine yol açtığı görülecektir.

 

 

               Projenin Yasal Süreci ve Desteklenen Program

 

26/11/2018 Tarih ve 385 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ve Kararının Eki ile yayınlanan CFS Petrokimya Sanayi Anonim Şirketi tarafından Mersin İlinde yapılacak olan polipropilen üretimi yatırımının, 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 80 inci maddesi uyarınca 17/10/2016 tarihli ve 2016/9495 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Kararda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde desteklenmektedir.

 

Bu Karar kapsamında desteklenen yatırım projesi aşağıda belirtilen desteklerden yararlanabilecektir.

 

a) KDV istisnası.

b) Gümrük vergisi muafiyeti.

c) KDV iadesi.

d) Kurumlar vergisi indirimi (Vergi indirim oram: %100, yatırıma katkı oranı: %85, yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde kullanılabilecek oranı: %100).

e) Sigorta primi işveren hissesi desteği (Azami tutar sınırı olmaksızın 10 yıl).

f) Gelir vergisi stopajı desteği (10 yıl).

g) Nitelikli personel desteği (Azami 1.200.000 TL).

h) Faiz desteği ve/veya kâr payı desteği (350.000.000 TL’yi aşmamak üzere kredi kullanım tarihinden itibaren azami 10 yıl).

i) Enerji desteği (İşletmeye geçiş tarihinden itibaren 10 yıla kadar 40.000.000 TL’yi aşmamak üzere enerji tüketim harcamalarının %50’si).

 

 

      2-    Çed raporunda TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırımı Propilen ve Polipropilen olmak üzere 2 ayrı prosesten oluşmaktadır.  Tesisin nihai ürünü polipropilendir (PP). Proje maliyeti 1.400.000.000 Dolar (8.372.000.000 TL) olması öngörülmekte ve yıllık üretim kapasitesi  500.000 Ton/yıl olarak planlanmaktadır. Tesisin inşaat montaj deneme, işletmeye alma süreci olarak 36-42 aylık süre ve tesisin proje ömrü ise minimum 50 yıl olarak  öngörülmektedir. Tesiste kullanılacak teknolojiye bağlı olarak bakım, onarım ve yenileme çalışmaları ile ünitelerin modernizasyonunun yapılması ile birlikte proje ömrü uzayabilecektir.

 

         3- Tekfen Polipropilen Üretim Tesisi Yatırımı Projesi’nin, Propan Dehidrojenasyon Ünitesi, Polipropilen Üretim Ünitesi ve Kombine Güç Üretim Merkezi olmak üzere 3 ayrı ana üniteden oluşması planlanmaktadır. Ayrıca, tesiste polipropilen üretiminin ise Propan Dehidrojenasyon (PDH) ve Polipropilen (PP) Üretimi olmak üzere 2 ana proses ile sağlanması planlanmaktadır.

Propan Dehidrojenasyon (PDH), bütan veya izobütan gibi parafinleri propilenbütilen veya izobütilene dönüştüren ve yan ürün olarak hidrojen (H2) üreten katalitik bir prosestir. PDH prosesinde endotermik reaksiyon sonucu propan (C3H8, parafin-alkan), propilene (C3H6, olefin-alken) dönüşmekte ve ayrıca yan ürün olarak H2 açığa çıkmaktadır. Hidrojen gazının bir kısmı polipropilen (PP) ünitesinde proses amaçlı kullanılırken, kalan miktar ise tesis içerisinde yakıt olarak kullanılmaktadır.

 

            4-  Planlanan proje kapsamında tesiste Güç Üretim Sistemi bulunacaktır. Bu sisteminde 2 adet gaz türbini (GT), 2 adet Atık Isı Buhar Kazanı (HRSG) ve 3 adet Buhar Tahrikli Elektrik Jeneratörü (STG) yer alacaktır. Kombine Çevrim Güç Üretimi olarak düşünülen sistemden tesise 103 MW civarında elektrik enerjisi üretilecek yakıt olarak ise doğal gaz kullanılması planlanmaktadır. Polipropilenin elde edilmesi için ikmal edilecek sıvı propan miktarının, depolama kapasitesi de dikkate alınarak yıllık olarak yaklaşık 650.000 ton civarında olması tahmin edilmektedir.

 

          Tekfen Polipropilen Üretim Tesisi Yatırımı Projesi; Propan Dehidrojenasyon Ünitesi, Polipropilen Üretim Ünitesi ve Kombine Güç Üretim Merkezi olmak üzere 3 ayrı ana üniteden oluşmaktadır. Tesiste polipropilen üretimi ise PDH-Propan Dehidrojenasyon ve PP–Polipropilen Üretimi olmak üzere 2 ana proses ile sağlanacaktır.

 

Dünyada en çok tercih edilen yöntem ise şu anda Propan Dehidrojenasyon Prosesidir. İş bu projenin kapsamında ise propandan propilen üretiminde Propan Dehidrojenasyon Teknolojisi kullanılacaktır.

 

Proje kapsamında tesiste Güç üretim sistemi bulunacaktır. Güç üretim sisteminde 2 adet gaz türbini (GT), 2 adet HRSG (Atık Isı Buhar Kazanı) ve 3 adet STG (Buhar Tahrikli Elektrik Jeneratörü) yer alacaktır.

 

Kombine Çevrim Güç Üretimi olarak düşünülen sistemden tesise 103 MW civarında elektrik enerjisi üretilecektir. Gaz türbinlerinin elektrik gücü 2x30 MW olarak planlanmıştır. STG’lerden (Buhar tahrikli elektrik jeneratörü) elde edilecek elektrik üretim miktarı ise yaklaşık 43 MW olacağı düşünülmektedir. Kombine Güç Üretim Sistemi için ulusal şebekeye bağlanmak için TEİAŞ tarafından onaylanacak 154 kV yüksek gerilim ve 34,5 kV orta gerilim enerji nakil hatlarına ihtiyaç olacaktır. Diğer utilite, offsite ve lojistik ünitelerinin elektrik ihtiyacı ise tasarım çalışmaları sırasında netleşecek ve tesisin toplam ihtiyacı ortaya çıkacaktır.

 

Kombine güç üretim sisteminde; her bir gaz türbini ısıl gücü 106,72 MWt olmak üzere gaz türbinlerinin toplam ısıl gücü 213,44 MWt’dır. Kombine Güç Üretim Sisteminde yakıt olarak doğal gaz kullanılacaktır. Doğal gaz tüketim miktarı 2 adet gaz türbini için toplam yaklaşık 15.139 kg/saat olarak belirlenmiştir. HRSG’lerden (Atık Isı Buhar Kazanı) buhar üretim miktarı yaklaşık 63.765 kg/saat olacaktır. Tesisin propan dehidrojenasyon ünitesinden de işletme sırasında ısı geri kazanımından kaynaklanan yaklaşık 159.000 kg/saat yüksek basınçlı buhar üretimi bulunmaktadır. Prosesten gelen bu buharda güç üretim sistemine verilerek konfigürasyon içerisindeki STG’lerde (Buhar Tahrikli Elektrik Jeneratörü) elektrik üretimi için kullanılacaktır.denilmektedir.Bu proje üretime geçtiği takdirde projede kullanılacak prosesin, kullanılacak araçların ve enerji üretmek için kullanılacak yakıtın  üreteceği emisyonlar hava su ve toprak kirliliği yaratacaktır.

 

5-Tesisin ana ham maddesi sıvı olarak yurt dışından temin edilecek olan Propan gazıdır. Aynı özelliklerde bulunması ve ekonomik olması durumunda yurt içinden de propan temin edilmesi planlanmaktadır. Tesis içindeki propan depolama tanklarında propan sıvı olarak muhafaza edilecektir. PDH ünitesine depolama tankından sıvı propan şarj edilecektir. Tesisin nihai üretim kapasitesi olan 500.000 ton/yıl PP-polipropilenin elde edilmesi için ikmal edilecek sıvı propan miktarının, depolama kapasitesi de dikkate alınarak yıllık 650.000 ton civarında olması tahmin edilmektedir.Tesiste ara ürünlerin kullanımı sonucundada nihai ürün olarak polipropilen elde edilecektir.’

6-ÇED dosyası incelendiğinde ;“Tesisin ana hammaddesi olan Propan başta olmak üzere üretim tesisinin inşasında kullanılacak olan katalizörler, yedek parçalar ve doğal gaz doğrudan tesis tarafından veya diğer hizmet sağlayıcıları tarafından ithal edilecektir.” ifadeleri yer almaktadır.

             Öncelikle; Proje’nin, Türkiye’de polipropilen ithalatını azaltmayı amaçlamakta olduğu belirtilmekte fakat polipropilen üretimini sağlayabilmek için de fazla miktarda propan gazı ithal etmektedir (500.000 ton/yıl polipropilen üretebilmek için en az 650.000 ton/yıl sıvılaştırılmış propan alınması gerekmektedir).

Propan gazının ithal edilmesinin yanında yurt içinden de aynı özellikte ve ekonomik olması durumunda temin edilebileceği ifadeleri yer almaktadır. Bunu da “belirli bir standart ve fiyat açısından rekabetçi olmak” gibi iki farklı özelliğe bağlayacağı mümkündür. Ancak, konu ile ilişkili olarak “16.09.2019 tarih ve 1542 karar sayısıyla bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” çıkarılmıştır. Kararname ile polipropilen tesislerinde kullanılmak üzere ithal edilecek olan propan gazlarında özel tüketim vergisi sıfıra indirilmiştir. Tesisin kuruluşuna konu olan ve tesisi gümrük vergisinden muaf tutucu teşvikler içeren “26.11.2018 tarih ve 385 karar sayısıyla çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” de hatırlandığında mevcut tesisin propan gazını yurt içinden temin değil yurt dışından ithal edeceği dolayısıyla cari açığı artıracağı gerçeğini ortaya koyacağı açıktır.

Ayrıca, doğrudan ithal edilecek olan ürünler arasında tesisinin inşasında kullanılacak olan katalizörler, yedek parçalar ve doğal gaz’da bulunmakta olup ithal ikameci bir yatırım olduğu kanısı ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak, proje ile cari açığın miktarı değil yalnızca konusu değişecek olup, polipropilen yerine propan ithalatı cari açığın konusu olacak.Bu da bu projenin “ŞAHSA VE KURUMA ÖZEL” olarak hazırlanmış olduğunu göstermekte OLUP KAMU YARARI BULUNMAMAKTADIR.

 

 

Mersin’in merkez Akdeniz ilçesinde kurulacak olan polipropilen üretim tesisi için yapılması planlanan ÇED bilgilendirme toplantısı, mahalle halkının tepkisi sonucu yapılmamıştır

DHA'da yer alan habere göre, Petro-kimya sektöründe üretim yapan İstanbul merkezli şirket, Akdeniz ilçesi Karaduvar Mahallesi mevkiinde kuracağı polipropilen üretim tesisi Çevresel Etkileri Değerlendirme (ÇED) raporu hazırladı. Tesis için ÇED bilgilendirme toplantısı yapılmak istendi. Karaduvar Mahallesi’nde bir kahvede yapılmak istenen toplantıya gelen şirket yetkilileri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevlileri, mahalle halkının tepkisiyle karşılaşmış olup; Mahalleliler, davul çalarak toplantı için gelenlerin konuşmasına izin vermemişlerdir . Sık sık alkış tutan ve ıslık çalan halk, yetkililerin kahveyi terk etmesini istedi. Bunun üzerine toplantı için gelenler kahveden toplantı yapamadan  ayrılmak zorunda kaldı  Mahalle halkı imza toplayarak toplantının yapılmadığını tutanak altına aldı.

 

        MERSİN´in merkez Akdeniz ilçesinde kurulacak olan polipropilen üretim tesisi için yapılması planlanan ÇED bilgilendirme toplantısı, çevreciler ve mahalle halkının  tepki göstermesi nedeniyle yapılamamıştır.

 

 

 

7-Çed raporunda projeye çok yakın kirletici tesisler bulunmaktadır.

 

ÇED olumlu kararına konu raporda, birbirine yakın sanayi tesislerinin Proje sahasının bitişiğinde ve batı istikametinde Mersin Serbest Bölgesi, Sahanın doğu istikametinde ve bitişiğinde Tohum İşleme Ve İyileştirme Tesisi, Organik Gübre, Kükürt, Bitki Besleme Grubu ve Sıvı Gübre Üretim Tesisi yer almaktadır. Sahanın doğu istikametinde ve kuş uçuşu yaklaşık 2.200 m mesafede Mersin Atıksu Arıtma Tesisi, 2.000 m mesafede Soda Sanayi Termik Santrali, kuşuçuşu yaklaşık 1,5 km mesafede Ataş Rafinerisi bulunmaktadır. Sahanın doğu istikametinde ve kuşuçuşu yaklaşık 4.120 m mesafede Soda Sanayi Kromsan Merkez Fabrikası, kuzeydoğu istikametinde ve kuşuçuşu yaklaşık 1.360 m mesafede ise Opet ve birçok dolum tesisi bulunmaktadır. Sahanın kuzey istikametinde ve kuşuçuşu yaklaşık 2.600 m mesafede ise Tırmıl Sanayi Sitesi bulunmaktadır. Sahanın kuzeybatı istikametinde ve kuşuçuşu yaklaşık 1.700 m mesafede Mersin Toptancılar hali, 1800 m mesafede ise küçük sanayi sitesi yer almaktadır. Sahanın güney istikametinde ve bitişiğinde ise Akdeniz yer almaktadır.Tüm bu tesisler bir bütün olarak nazara alınmalı ve yaratacakları emisyon kirliliklerin yaratacağı hava,su ve toprak kirliliğinin etkisi kümülatif etki değerlendirmesi yapılması gerekir iken,dava konusu projenin bölgedeki tek tesis gibi sunulması hatalı olmuştur.

 

Çed raporuna konu olan proje bölgede çok ciddi hava,su ve toprak kirliliği yaratacak olup halkın sağlığını bozacaktır.Proje sahasının bitişiğinde ve batı istikametinde Mersin Serbest Bölgesi, sahanın doğu istikametinde ve kuşuçuşu yaklaşık 60 m mesafede Karaduvar Mahallesine ait konutlar bulunmaktadır. Bu projenin, insanların yaşam alanlarına yakın olarak planlanması Anayasanın 56. Maddesi olan insanların  temiz bir çevrede yaşama hakkı ilkesine aykırıdır.

 

 8-Çed raporunda Halihazır durumunda Mevcut Toros Tesisleri mevcut yeraltı suyu kuyularından yaklaşık 2.500.000 m3 /yıl su kullanmaktadır. Tekfen polipropilen Üretim Tesisi yatırımı projesi kapsamında işletme döneminde gerekli personel kullanımları, tozuma, proses ve soğutma amaçlı gerekli 500 m3 /sa (12.000 m3 /gün-4.380.000 m3 /yıl) su ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak; İleriki yıllarda ihtiyacın artacağı ön görülmekte olup, Mevcut Toros tesisleri ve yapımı planlanan tesis için toplam 9.000.000 m3 /yıl su ihtiyacı söz konusu olabilecektir.Bu itibarla; Deliçay Deresinden 9.000.000 m3 /yıl su kullanımı ile alakalı olarak; ÇED Olumlu belgesi alındıktan sonra, su tahsisi aşamasında söz konusu proje işletmeye alınmadan önce Hidrolojik Etüt Raporu, Ek-4 Su Talep Formu ve Su Hakları Raporu DSİ 6. Bölge Müdürlüğüne sunulacak ve gerekli izinlerin alınması koşulu ile Deliçay Deresinden akış bulunan aylarda su kullanılacaktır. Buna göre gerekli olan suyun akış bulunan aylarda biriktirilerek (gölet v.b. ) kullanımı ön görülmekle birlikte akışın olmadığı aylarda ise yeraltı suyundan takviye yapılması ön görülmektedir.denilmektedir.Yukarıda yazıldığı gibi Deliçayın mevcut debisi ve akdeniz bölgesinin yağış rejimi 9.000.000 m3/ yıl su ihtiyacını karşılayamayacak olup su ihtiyacının büyük oranı yer altı su kuyularından karşılanacağı açıktır, bu durum yer altı sularının tuzlanmasına ve dolayısıyla bölgenin geçim kaynağı olan tarım topraklarının tuzlanması sonucu tarım ciddi bir darbe alacak olup,bu durumdan kaynaklı bölgede yaşayan insanlar işsizliğe mahkum ettirilip, yoğun göçe zorlanacaktır.

 

 

 

 

ÇED Nihai Raporunda tesiste kullanılacak olan Soğutma Sistemi Proses suyu olarak 300 m3 /sa, günlük 7.200 m3 , yıllık ise 2.400.000 m3 olacağı belirtilmiştir. Tesiste kullanılacak olan soğutma suyu proseste 42 °C ye kadar ısınıp soğutma kulesi havuzunda 32 °C ‘ye kadar soğutulacağı belirtilmiştir. Mevzuat hükümlerine uygun olarak, merkezi atıksu arıtma tesisi deşarj kanalından, doğrudan Akdeniz’ e deşarj edilecektir, ifadeleri yer almaktadır. İşletmede kullanıma uygun olmayan suların denize deşarj edileceğini ifade etmektedir. Bu durumda hiç kuşkusuz bu suyun deniz ekosistemini bozucu etkileri olacaktır. Deniz ekosisteminde yaşanabilecek bu gelişmeler balıkçılık sektörünü de olumsuz etkileyecektir.

Çed raporunda projenin soğutma suyuna kimyasal maddelerin kullanılacağı ama kullanılacak kimyasal maddelerin cinsi ve miktarı yazılı değildir. Kullanılacak kimyasallar deniz kirliliğine neden olacaktır.Mevzuat hükümlerine uygun olarak Merkezi Atıksu Arıtma Tesisi Deşarj kanalından doğrudan Akdeniz’e deşarj edileceği ifadeleri ÇED raporunda yer almaktadır. Devamla aynı şekilde işletmede kullanıma uygun olmayan suların denize deşarj edileceği ifade edilmektedir.  Bu olumsuzluk da  deniz ekosistemini bozucu etkilere yol açacaktır. Deniz ekosisteminde yaşanabilecek bu olumsuzluklar balıkçılık sektörünü de olumsuz etkileyecektir. Bu olumsuz  ilerleyerek balıkçı kasabası olarak bilinen Karaduvar Bölgesin’e ilerleyen zamanlarda büyük zarar verebilecektir.

 

 

             Projede, su tüketim talebi net olarak ortaya konmasa da su talebinin nereden karşılanacağı ifade edilmiştir. Su kaynağı olarak Deliçay Deresi ve yer altı suları gösterilmiştir. Deliçay deresi ve çevresinin Hidrolojik Etüt potansiyelinin ne olduğu, halihazırda hidrolojik çalışmaların ortaya konulmadığı görülmektedir. Deliçay Deresinden 9.000.000 m3/yıl su kullanımı talebi eğer uygun akış sağlanamadığı ve temin edilmediği taktirde yeraltı suyundan takviye yapılması öngörülmektedir. Bu durum hali hazırda üreticilerde şikâyet konusu olan tarım alanlarında yer altı su çekilmelerini artırıp yer altı su kalitesini olumsuz yönde etkileyebilecektir. Taban suyunda var olan bu çekilme deniz sularının bu alanlara etkisini artıracak dolayısıyla taban suyunun tuzlanmasını hızlandıracaktır. Taban suyunun tuzlanması beraberinde tarım alanlarının tuzlanmasını dolayısıyla toprağın çoraklaşmasını neden olabilecektir. Bu durum ürünlerde verimlilik kayıplarını, üreticilerde ise gelir kayıplarını doğuracağı açıktır. Tuzlanmanın şiddeti bölgede ürün desen değişimini zorlayabilecek, üreticileri tuzluluğa dayanıklı ürün ekimine mecbur edecektir. Bu bağlamda var olan kuyunun kullanılması ya da yeni kuyuların açılması olası sorunları ağırlaştıracaktır.

 

Tarım ve Orman Bakanlığının 2018 yılında hazırladığı, “Doğu Akdeniz Havzası Kuraklık Yönetim Planı Cilt III: Sektörel Etkilenebilirlik Analizleri, Tedbirler ve Eylem Planı” raporuna göre; proje alanında içerisinde yer alan, Doğu Akdeniz alt havzası olan, Kızıldere alt havzası, sanayi sektörü açısından kuraklıktan en fazla etkilenecek alt havza olarak tanımlanmıştır. Bu durumda Doğu Akdeniz Havzasında iklim değişikliği ile birlikte artması öngörülen kuraklık etkilerinin bölgede böyle bir yatırıma verebileceği zararların riskleri iyi tanımlanmalıdır. Bu riskler öngörülmeden yapılacak bir yatırım suyun tarım, sanayi ve hane halkları arasında paylaşımını zora sokabilecekken, tesise yeterli su girdisi sağlanmadığında üretim kayıplarına neden olarak tesiste atıl kapasite yaratabilecektir. ÇED Nihai Dosyası kapsamında planlanan yatırım bünyesinde tarif edilen risklere cevap verebilecek ölçüde olmadığı görülmektedir.

 

Oluşacak deniz kirliliği bölgenin turizmine ve bölgede planlanan Tarsus Kazanlı Sahil Projesine zarar verecektir. Dava konusu projenin BALIKÇILIĞA OLACAK OLAN ETKİLERİ DEĞERLENDİRİLMEMİŞTİR.Ayrıca Proje Sahili Kazanlı mahallesinin sahiline bitişik olup, Kazanlı sahil bandında olan 1. Derece doğal sit bölgesi olan Caretta Caretta ların yuvalama ve yaşam alanları çok zarar görecektir.Bu durum uluslar arası sözleşmelere de aykırıdır.

 

ÇED raporunda, diğer türlere ait doğal yaşam alanlarının önemsenmediği, küresel ısınma ve iklim değişikliği etkilerinin ile birlikte denizel canlılığı ne şekilde etkileyeceğinin bilimsel verilerle ortaya konmadığı, nesli yok olma tehlikesi altında olan deniz canlıları üzerindeki etkilerinin araştırılmadığı ve bu konuda uzman tarafsız bilim insanlarından alınan görüşlere yer verilmediği, bölgenin turizm potansiyeline verilecek zararlarının göz ardı edildiği ortadadır.

 

 

Buhar Kazanları ve Atık Gaz Yakma Tesisi İle İlgili Değerlendirmeler

 

         Çeşitli proses aşamalarında uygulanan yüksek sıcaklıkların temin edilebilmesi için buhar kullanılmaktadır. Gereken buhar, fosil yakıt ya da doğal gaz kullanan buhar kazanları ile üretilebilmektedir. Kazan sistemleri, temel olarak yakma sistemi ve buhar kazanı bileşenlerini içermektedir. Tesiste Kuvvet Santrali Buhar Ünitesi yer alacağı belirtilmiştir. Tesiste bulunacak Atık ısı kazanında, tesis içinde üretilen H2 açısından zengin gaz ve doğal gaz karışımı yakıt olarak kullanılacağı belirtilmiştir.

 

         Ayrıca; TEKFEN Holding ÇED Nihai Dosyasında; Yakmadan kaynaklı gazlar (örneğin CO2, H2O, NOx, CxHy, CO) proses fırınlarından, buhar kazanlarından, türbin ve motorlardan ve atık yakma tesislerinden ortaya çıkmaktadır. Bu kirletici gazların emisyonları fırın ve kazanlarda kullanılan yakıtın türüne bağlı olarak değişmektedir” ifadeleri yer almıştır. Ancak;

Atık gaz yakma tesisi, ilgili yatırım kapsamında yakma tesisi kurulacağını göstermektedir. Yakma tesisleri havayı kirletici gazlar salacağı ancak bu kirliliğin derecesi konusunda net bir öngörü yapılamadığı görülmektedir.

 

Tarım ve Orman Bakanlığının 2018 yılında hazırladığı, “Doğu Akdeniz Havzası Kuraklık Yönetim Planı Cilt III: Sektörel Etkilenebilirlik Analizleri, Tedbirler ve Eylem Planı” raporuna göre; proje alanında içerisinde yer alan, Doğu Akdeniz alt havzası olan, Kızıldere alt havzası,sanayi sektörü açısından kuraklıktan en fazla etkilenecek alt havza olarak tanımlanmıştır. Bu durumda Doğu Akdeniz Havzasında iklim değişikliği ile birlikte artması öngörülen kuraklık etkilerinin bölgede böyle bir yatırıma verebileceği zararların riskleri iyi tanımlanmalıdır. Bu riskler öngörülmeden yapılacak bir yatırım suyun tarım, sanayi ve hane halkları arasında paylaşımını zora sokabilecekken, tesise yeterli su girdisi sağlanmadığında üretim kayıplarına neden olarak tesiste atıl kapasite yaratabilecektir. ÇED Nihai Dosyası kapsamında planlanan yatırım bünyesinde tarif edilen risklere cevap verebilecek ölçüde olmadığı görülmektedir. Karaduvar halkının geçim kaynağı olan ve 1. Derecedeki tarım alanları , yeraltı sularının kaybı nedeniyle çoraklaşacağı ve verimsiz hale  gelebileceği gibi , dava konusu yere 1000 -2500 m mesafedeki zeytinliklere de zarar vereceği aşikardır. Zeytin Kanununun  ilgili maddeleri  gereğince ;”… zeytinlik  alanlarına 3000 metre mesafede zeytin ile ilgili tesisler hariç hiçbir tesis asla yapılamaz…” denilmektedir. ÇED olumlu kararında özellikle zeytin ağaçlarının  dava konusu bölgeye kanunda belirtilen mesafeden yakın olduğu özellikle belirtilmemiştir.keşif sırasında bu durum tespit edilecektir.

ÇED Raporunda projenin küresel ısınma ve iklim değişikli etkileri değerlendirilmemiştir.

 

 

POLİPROPİLENİN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

 

Mersin Tabipler Odası ile istişareli olarak ele aldığımız projenin sağlık etkileri:

 

Kazanlı ve Karaduvar Mahalleleri arasına kurulacak Polipropilen fabrikasının sağlık

açısından sıkıntılarını iki farklı açıdan değerlendirmekte yarar var.

 

a)           İnşaat ve işletme sırasında önlem alınmadığı taktirde çalışanlara vereceği zararlar.

 

b) Fabrikanın yanlış bir alana kurulması halinde çevreye ve canlılara vereceği zararlar.

 

Öncelikle ilk unsuru ele alıp özellikle fabrika içindeki önlem alınmadığı taktirde oluşabilecek kazalardan ciddi risk taşıyan iş kazaları ve meslek hastalıkları meydana gelebilir.

Polipropilen üretilirken açığa çıkan maddeler; Formaldehit, Akrolein ve Aseton’dur. Her nekadar polipropilenin kanserojen olduğuna dair çok güçlü kanıtlar yok ise de açığa çıkan formaldehitin kanserojen etkisi olduğu ispatlanmıştır.

 

Özellikle fabrikada çalışanlar açısından narkoz etkisi (vücutta uyuşukluklar), deri

iltihaplanmaları, solunum ve sinir sistemi üzerindeki işlev kayıpları da ciddi belirtilerdir.

Diğer ikinci unsur ise, belki de çok daha önemlisi sosyal yaşamın güçlü olduğu,

insanların ve diğer canlıların yoğun olarak yaşadığı yerlere kurulduğunda vereceği zararlar;

c) Hormonal bozukluklar

d) Solunum Problemleri (Astım, Allerjik Bronşit ve KOAH)

e) Dermatolojik hastalıklar (Özellikle kontakt dermatit)

f) Doğum Kusurları

g) Kimyasal Pnomoni (Akciğer enfeksiyonu)

h) Kurşun zehirlenmesi

ı)Hematolojik hastalıklar (Lösemi vb.)

 

Halk sağlığı nezdinde Karaduvar-Kazanlı hattına Polipropilen Fabrikası yapılmasının gerek çalışanların ve gerekse çevrede yaşayan insan ve diğer canlıların sağlıkları açısından ciddi risk oluşturacağı anlaşılmaktadır. 

 

            ÇED raporunda Araçlardan kaynaklanacak emisyonların da minimuma indirgenmesi için, 11.03.2017 tarih ve 30004 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü Yönetmeliği ile Benzin ve Motorin Kalitesi Yönetmeliği” uyarınca; kullanılacak tüm araç ve ekipmanların rutin kontrolleri yaptırılarak bakım gereken araçlar bakıma alınacak ve bakımları bitene dek çalışmalarda başka araçlar kullanılacaktır. Ayrıca Trafik Kanunu’na uygun şekilde çalışmaları konusunda uyarılarak özellikle yükleme standartlarına uygun yükleme yapmalarına dikkat edilecektir.

 

            

              Proje Kapsamında bütün yerel mevzuatın gereklilikleri yerine getirilecektir. Bununla beraber aşağıda yer alan hususlar dikkate alınacaktır;

 

aa) Sanayi Kaynaklı Hava Kirliğinin Kontrolü Yönetmeliği (SKHKKY) Hükümleri Yerine getirecektir,

 

bb) Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği Hükümleri Yerine Getirecektir,

 

cc) SKHKKY Madde 6 Gereği Tesis Etki Alanında Hava Kalitesi Sınır Değerlerinin Sağlanacak, Valilikçe Bu Konuda Alınacak Tedbirlere Uyulacaktır.

 

dd)  SKHKKY madde 6 çerçevesinde mevcut en iyi tekniklere uyulacaktır.

 

ee)  SKHKKY EK-1’in E) Tesis içi yolların durumu başlığında “tesis içi yollar düzenli olarak temizlenmeli, tozumaya karşı her türlü önlem alınmalı (sulama, süpürme, toz bağlayan maddelerle muameleye tabi tutulması vb.) ve yollar bitümlü kaplama malzemeleri (asfalt vb.) ve/veya beton malzemelerle kaplanmalıdır. ” hükmüne uyulacaktır.

 

ff) SKHKKY EK-1’in B) “Toz şeklinde emisyon” başlığının 2’nci maddesinde “işletmelerde tozlu maddelerin üretimi, işlenmesi, taşınması, doldurulması, boşaltılması ve tasnifi” başlığı altında verilen hüküm ve sınır değerlere uyulacaktır.

denilmektedir. ÇED RAPORUNDA Kİ BEYAN VE TAAHHÜTLER olmamalıdır.Yasal olarak .Çed raporunda bilimsel çözümler olmalıdır.

 

TEKFEN Holding ÇED nihai Dosyasında iii sayfasında; “Katı bir ürün olan polipropilen için torbalama ve siloları ile depolaması için bir ambar saha içinde yer alacaktır.”demiştir. Ancak, 5 mm çapında küçük bir ürün olan polipropilen taşınması ve depolanması aşamasında denize ve toprağa karışması yüksek bir olasılıktır. Bütün teknolojik yatırımlar yapılsa dahi bu tip kaçaklar gerçekleşebilmektedir. Dolayısıyla bu ürünlerin denize karışması deniz kirliliğini artırıp, balık popülâsyonunu olumsuz etkileyerek balıkçılık sektörüne zarar verebileceği gibi balıklarda mikro plastik miktarını da artırarak tüketicilerin sağlığını tehdit edebileceği öngörülmektedir.

 

       Benzer plastik hammadde fabrikalarındaki en büyük tehlikede sızıntıların yaşanması riskidir. Bu tür tesislerin tarım ve gıda üretim alanlarının ortasında yapılması hiç uygun görülmemektedir.

 

 Polipropilen tesisi yapılması halinde, 10 km mesafede Mersin Tarsus Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin gelişimine ket vuracaktır. Turizm alanı ile ağır kirlilik oluşturan böyle bir sanayi alt yapısının yan yana olması söz konusu bile olamaz.

 

 Mersin’e doğu girişinde şuan büyük trafik sorunları olmasına rağmen tesisin işletmeye geçmesi ile birlikte bu trafik sorunlarının daha da artacağı gerçeği görülmelidir. Proje

bu soruna kalıcı bir şekilde cevap üretememekte ve böylece yer seçimi sorununu derinleştirmektedir. Çed raporunda bölgenin trafik yükünün yaratacağı olumsuzluklar ve kirlilikler kümülatif olarak değerlendirilmemiştir.

 

 Karaduvar Bölgesinde, Polipropilen Tesisi’nin yaratabileceği yoğun sanayi üretimi ve oluşabilecek çevre kirliliklerinden dolayı kent içi ve kent dışı göçün arttırabileceği sorununu doğabilecektir.

 

 Tesisin üreteceği kirli hava bölgede etkili olan rüzgârlarla birlikte bu kirliliğin, Özgürlük, Çay, Çilek ve Cumhuriyet gibi kuzey mahallelerine taşınmasına neden olabilecek ve burada yaşayan halkın sağlığını ciddi ölçüde tehdit edecektir. Dolayısıyla tesisin doğusunda yer alan Karaduvar, Karacailyas ve Kazanlı bölgeleri ile, kuzeyinde yer alan Özgürlük, Çay, Çilek ve Cumhuriyet  mahalleleri tesisten olumsuz etkilenecektir. Proje bu yönüyle Mersin’de etnik yerinden etme, sosyolojik dönüşüme zorlama gibi eleştirilerle karşı karşıya kalabilecektir.

 

Sonuç

1- Proje alanının hali hazırda var olan kent planları (Çevre Düzeni Planı ve alt ölçekli planlar) ile paralellik içermediği, proje kapsamı hazırlanırken sürdürülebilir planlama politikalarıyla hareket edilmediği ve bu nedenle temel şehircilik ilkelerine uyulmadığı görülmektedir.

2- Tesiste aşırı su kullanımının sağlayacağı negatif dışşallıklar ele alınmamıştır.

3- Planlanan projenin etkileyebileceği tarım ve gıda sektörlerine olan etkiler göz ardı edilmiştir.

4- Verimli ve 1. Derecede tarım alanlarına yakın, hatta içinde olduğu bu bölgede zeytinliklerin bulunduğu ,zeytin ağaçlarının varlığından hiç bahsedilmediği ,bilerek göz ardı edildiği ortadadır.

5- Tesis, ağır kirlilik oluşturan sanayi alt yapısı ile Mersin Limanı’nın verimliliğini etkileyebilme potansiyeline sahiptir.

6- Serbest Bölge’nin gelişimini sınırlamaktadır.

7- Karaduvar Balıkçı Barınağının işlevini kısıtlayabilme ve Mersin merkezde balıkçılığı potansiyeline ciddi zararlar verebilme potansiyeline sahiptir. Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla Akdeniz Belediyesi tarafından 1.düzenlenen BALIK FESTİVALI  tüm Mersin Halkı tarafından takdirle karşılanmış adeta Mersin Halkı tonlarca balığın pişirilmesiyle balığa doymuştur. Dava konusu tesisin yapılması halinde bu festivalin bir daha düzenlenmesi mümkün olmayacaktır. 

8- Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ilan edilen Mersin Tarsus Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesine olan etkiler hesaplanmamıştır.

 

         Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından bu tesisin yapılmasının uygun olmayacağı şekilde görüş bildirilmiş olup ÇED RAPORUNDA DA YER ALMIŞTIR.

 

          Kaldı ki yukarıda izah ettiğimiz nedenlerle tesisin bulunduğu yerdeki kirliliğin yoğun olduğu ve yapılacak bu tesisin diğer tesislerle birlikte değerlendirilmesi halinde kümülatif etkisinin olumsuz olmasına rağmen ÇED raporunda kümülatif etki değerlendirilmesi dikkate alınmamıştır. Kümülatif etki değerlendirilmesi ise bir proje veya proje faaliyetinin geçmişteki, günümüzde mevcut ve gelecekte makul olarak öngörülebilen insan faaliyetleriyle birlikte çevrede meydana getireceği değişikliklerin incelenmesidir. 03.10.2013 tarih ve 28784 sayılı resmi gazetede yayınlanan ÇED yönetmeliğinin 3 nolu ekinde çed raporlarında projenin çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi kirleticilerin miktarı alıcı ortamla etkileşimi kümülatif etkilerin belirlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Buna göre mahkemelerce ÇED KARARLARININ tesis edilmesi sürecinde çed raporuna konu projenin çevresel etkilerinin yanısıra bölgede planlanan ve yapılmış olan projelerin de dikkate alınarak çevresel etkinin değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bu kararlar DANIŞTAY tarafından da onaylanmıştır.

 

           Yukarıda verilen bilgiler ve görüşler çerçevesinde, projenin yer seçiminin doğru olmadığını, bölgede halihazırda kent ve çevre sorunları yaşanıyorken ciddi çevresel ve ekolojik problemlere neden olabilecek bir projenin bölgeye yapılmak istenmesi doğru olmadığından işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olmuştur.

 

HUKUKSAL NEDENLER       : İYUK  , İmar kanun, Zeytin Kanunu,İlgili yasa ve kaynaklar

 

SUBUT DELİLLER          :ÇED raporu , bilirkişi incelemesi, Danıştay Kararları, Kanunen muteber her tür yasal delil.

           

SONUÇ VE İSTEM:

 Yukarıda anılan nedenlerle;                         

          Hukuka   açıkça   aykırılık   teşkil   eden   ve    ileride      telafisi    imkansız zararların önlenmesi için dava konusu edilen Mersin  ili ,Akdeniz ilçesi ,Karaduvar  mahallesi Mevkiinde TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesinin Toros Tarım Sanayi ve  Tic.A.Ş. adına kayıtlı olan parsel sınırları içerisinde yapılmasıyla ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 13.03.2020 tarih ve 5835 sayılı kararıyla TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesinin onaylanan ÇED OLUMLU KARARI raporuna karşı işbu kararın planlama esasları, şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırı olması nedeniyle İPTALİ ve bu kararın uygulanması halinde  ileride telefisi güç zararların doğması ve hukuka aykırı olması gerekçesiyle İYUK’nun ilgili maddeleri gereğince yürütmesinin durdurulmasına ve   yargılama   sonunda   İşleminin   İptaline karar verilmesine ve talebimizin duruşmalı incelenmesine   ve   yargılama   giderinin  davalı idare   üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla ve vekaleten arz ve talep ederiz.

06/04/ 2020

                                                                                                                     

                                                                                                     DAVACILAR VEKİLİ

                                                                                                Av.SEMRA KABASAKAL     

 

 

EKLERİ : Dernek kararı,

                Vekaletname

                Mahkeme  kararları,

                Zeytin kanunu

                İlgili belgeler

 

Galeri