
GÖRME ENGELLİ AVUKATLAR YOK SAYILAMAZ
5 Nisan 2022 Salı Avukatlar Günü’nde, görme engelli meslektaşımız Avukat Mümin ÖZEKEN bir suç duyurusunda bulunmak üzere İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne gitmiş ve suç duyurusu bağlamında dosyadan sorumlu Cumhuriyet savcısı Esat GİDER’in “İki tanık bulamadın mı?” “Körsün, okuyamazken neden hazirun oluşturmamakta ısrar ediyorsun?” gibi aşağılayıcı ve damgalayıcı söylemlerine maruz kalmıştır. Meslektaşımız, asistanının yanında olduğunu ve tanımadığı bir başka kişinin varlığına gerek duymadan işlemi tamamlayabileceğini belirtse de Cumhuriyet savcısı Esat GİDER, müşteki ifadesi almayı reddetmiş ve diyaloğun sonunda meslektaşımızı odasından çıkarmıştır.
Belirtmek isteriz ki, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun ifade ve sorgunun tarzı başlıklı 147. Maddesinde veya Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun herhangi bir maddesinde görme engellilerin savcılık veya mahkeme işlemlerinde imza atarken kendilerinden şahit isteneceğine dair herhangi bir düzenleme yoktur. Aksine Türk mevzuatı görme engellilerden şahit istenemeyeceğine dair mebzul miktarda düzenlemeyle doludur. Şöyle ki:
Türk Borçlar Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca, “Görme engellilerin talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir.”
Noterlik Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca, “Noter, ilgilinin işitme, konuşma veya görme engelli olduğunu anlarsa, işlemler engellinin isteğine bağlı olmak üzere iki tanık huzurunda yapılır. İlgilinin işitme veya konuşma engelli olması ve yazı ile anlaşma imkânının da bulunmaması hâlinde, iki tanık ve yeminli tercüman bulundurulur.”
Tapu Tüzüğü'nün 24. maddesi de "İstem sahibinin, işitme, konuşma veya görme engelli olması hâlinde, işlemler isteğe bağlı olarak iki tanık huzurunda yapılır. Engellinin tanık istememesi hâlinde, bu husus istem belgesinde veya resmî senette belirtilir. İlgilinin işitme veya konuşma engelli olması ve yazı ile anlaşma imkânının da bulunmaması hâlinde, işaret dilinden anlayan yeminli bilirkişi bulundurulur." demektedir. Keza Bankacılık Hizmetlerinin Erişilebilirliğine Dair Yönetmelik'in 8. maddesinin 4. fıkrası da "Görme engelli müşteriler, bankacılık hizmetlerine ilişkin sözleşmelerle ilgili bilgi edinme ve inceleme haklarını kullanmaları akabinde sözleşmeye imza atabilirler. Bu kapsamda, kişinin talebi olmaksızın, engelli müşterilere yönelik farklı bir uygulamaya gidilmez." demektedir.
Tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve ulusal normlardan açıkça anlaşılmaktadır ki, engelli bir kişi, desteğe gereksinim duymadığını belirtiyor ise, o kişinin edilgenleştirilerek, adeta bir nesne yerine koyularak, tanımadığı kişilerin içinde bulunduğu bir hazirun ile işlem yapmaya zorlanması hukuka aykırıdır ve bir Cumhuriyet savcısının açık olan yasa sözünü bilmemesi gibi bir durum kabul edilemez.
Türk Yargı Etiği Bildirgesi’ne göre, “Hâkimler ve savcılar, görevlerini yerine getirirken adaletin en hassas ve doğru şekilde dağıtıldığından emin olan, meslekî sorumluluk içinde davranan, bütün işlemleri ile karar ve davranışlarında insan ve toplum hayatına tesir edeceklerinin ve toplum nezdindeki saygınlıklarının korunmasının Türk yargısının itibarını da yükselteceğinin bilincinde olan ‘hakîm, fehîm, müstakîm, emîn, mekîn ve metîn’ insanlardır. Anayasa ve kanunlardan aldıkları yetki çerçevesinde, hür vicdanları ile evrensel değerleri şiar edinerek bağımsız ve tarafsız olarak görevlerini yürütürler. Bu bildirgede belirtilen etik ilkeleri içtenlikle benimser, gerek meslekî gerekse sosyal hayatlarında bu ilkeler doğrultusunda davranmaya onurları ve vicdanları üzerine söz verirler.”
Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa İlkeleri, kısaca Budapeşte İlkeleri’nin “Genel olarak mesleki davranışlar” başlığı altında ise savcılar, “Tüm kişilerin kanun önünde eşit olma hakkına saygı duymalı; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya diğer görüşler, cinsel yönelim, ulusal veya sosyal köken, ulusal azınlığa mensup olma, mülkiyet, doğum, sağlık, engellilik ve diğer her türlü statü temelinde herhangi bir kişiye karşı ayrımcılık yapmaktan sakınmalıdırlar.”
63 yaşında, görme engelli bir avukatın, engelliliği dolayısıyla ayrımcılığa uğraması, avukatlık mesleğine başlarken ettiği yeminden ayrı ve aşağıda düşünülerek, hak arama özgürlüğünden yoksun bırakılması engelli ayrımcılığıdır; sağlamcılıktır. Bizler barolar olarak bu konuda sessiz kalmadık ve kalmayacağız. Bu olayın küçültülmesine, unutturulmasına izin vermeyeceğiz. Meslektaşımızın yanındayız. Kendisi 07.04.2022 Perşembe günü itibariyle CİMER üzerinden ilgili cumhuriyet savcısı hakkında şikayetini yapmıştır. Aynı gün eş zamanlı olarak İstanbul, Ankara, Bursa, İzmit, Van’da yapılan basın açıklamalarıyla barolar olarak tavrımızı ortaya koyduk. Hem meslektaşımızın yaptığı bireysel şikayetin hem de meslek örgütü olarak biz baroların işbu şikayetimizin gereği olarak kurulunuzu bu konuda açık bir tavır almaya davet ediyor; ilgili savcı hakkında disiplin cezası vermenizi talep ediyoruz. Karşılıksız kalacak her eylemin failleri cesaretlendireceği, başka kişileri cüretlendireceği bilinciyle bu olayın takipçisi olacağımızı da saygılarımızla bildiririz.
Mersin Barosu Başkanlığı, görme engelli meslektaşımız Avukat Mümin Özeken’e ayrımcılık yapan Cumhuriyet Savcısı Esat Gider hakkında Hakimler Savcılar Kurulu’na suç duyurusunda bulunarak, savcı hakkında disiplin cezası verilmesini talep etti.

