
Mersin’de 1998 yılından beri Muhabir ve Köşe Yazarı olarak görev alan Abidin Yağmur, Mersin Barosu tarafından düzenlenen imza ve söyleşi gününde, Baro Başkanımız Av. Bilgin Yeşilboğaz, yönetim kurulumuz ve avukatlarımızla bir araya gelerek, kaleme almış olduğu ‘Ben Dar Kafalı mıyım Neyim?’ adlı kitabının tanıtımını yaptı. Yağmur, avukatlarla ‘OHAL Döneminde Gazetecilik’ konusu üzerine söyleşi gerçekleştirdi.
Mersin Baro Odası’nda gerçekleşen söyleşide Baro Başkanımız Av. Bilgin Yeşilboğaz, “Kentin her dokusuna hâkim olan Abidin Yağmur, yerel ve ulusal basının objektif haberciliği arzu ettiğimiz şekilde yapılabileceğini gösteren ender gazetecilerden birisidir. Haberin yanı sıra, kente ilişkin anılarını, gözlemlerini de içeren kaleme aldığı kitaplarını yakından takip ediyoruz. Pazartesi adlı kitap, insanın hafızasında değerli tat bırakan bir kitaptı. Ardından hayat ve memleket yazılarını kaleme aldığı ‘Ben Dar Kafalı Mıyım Neyim?’ adlı kitabını okuyucularıyla buluşturdu” şeklinde konuştu.
Barolar ve avukatlar nasıl haksızlığa karşı muhalifse, medyanın da her zaman haksızlığa karşı muhalif olması gereken bir meslek örgütü olduğunu dile getiren Baro Başkanımız Av. Bilgin Yeşilboğaz, Biz nasıl maddi gerçeğin ortaya çıkması için çaba sarf ediyorsak, gazeteciler de kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması için mücadele veriyor. Gazetecilerin neyle suçlandıklarını dahi bilmeden tutuklandıklarını görüyoruz. Bu ülkenin başına bela olan, bu ülkeyi ele geçirmeye çalışan cemaatlerle uğraşmak yerine, bu tehlikeye dikkat çekmeye çalışan demokratik kitle örgütüyle, demokratik insanlarla uğraşılıyor. Bununla yüzleşmemiz gerekiyor. Bu sadece medyanın bir sorunu değil, hukuk sisteminin sorunudur. Biz hukukçulara bu anlamda çok büyük görevle düşüyor. Darbelere karşıyız, demokrasinin yanındayız. Ancakbu işin müsebbipleri olan kişilerle gerçek anlamda hukuk ve adalet önünde hesaplaşılması gerekiyordu. Bu süreçte en tedirgin olduğumuz konu; tüm demokratik kurumların bir bir yok edilmesi, ülkenin parlamenter rejimine zarar verilmesi, TBMM’nin saf dışı bırakılmasıydı. Hukuk sopa olarak kullanılmamalıdır. Biz hukukun, adaletin peşinde koşacağız, basında adaleti ortaya çıkarmak için uğraşmalıdır. Halkı bilinçlendirmek zorundayız. Abidin Yağmur’a başarılar diliyorum ve yeni kitabını da dört gözle bekliyoruz” diye konuştu.
"OHAL SÜRECİNDE HAK İHLALLERİNİ HABER YAPAMADIK"
Gazeteci Yazar Abidin Yağmur ise konuşmasında, “OHAL döneminde gazetecilik mesleğini icra ederken neler gördük, neler yazamadık” diyerek, OHAL döneminde tanık oldukları hak ihlallerini haber yapamadıklarını söyledi. OHAL sürecini 15 Temmuz'dan sonra başlattıklarını ama fiilen 7 Haziran seçimlerinden sonra başlatılması gerektiğini anlatan Yağmur, "7 Haziran'dan hemen sonra Ceylanpınar'da 2 polisin katledilmesi, peşinden Suruç'ta sosyalist gençlerin katledilmesi, sonbahara girilirken Ankara katliamı, Hendek davaları, Cizre, Silopi, Sur derken aslında Türkiye aslında OHAL'in resmen ilan edilmesinden önce hem devlet, hem hükümet, hem kolluk kuvvetleri hem mahkemeler o OHAL'e aslında psikolojik olarak hazırlanmıştı. 15 Temmuz darbe girişimi ardından 20 Temmuz OHAL'in resmileştirilmesi ile adı konulmuş oldu.
OHAL döneminde işkence iddialarının ayyuka çıktı. Avukata şiddet iddiaları vardı. Avukatlar darbeden birkaç gün sonra adliyeye gittiklerinde müvekkilleri ile görüşmek istediklerinde şiddete uğradıklarına yönelik iddialar vardı. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, mahkemelerden insanların dinlenmediği, azarlandığı, darp edildiği, sözlerin zabta geçirilmediği, hatta mahkemedeki hakimin duruşma sırasında tutuklandığı iddiaları vardı ama biz bunları yazamıyorduk. Topluca hakim ve savcı tutuklamaları oluyordu. Bunların neden olduğu, nasıl olduğu, dosyaların içinde ne olduğu konusunu da yazamıyorduk. Gözaltılarda anne ve bebek hakları ihlali oluyordu. Çok yaygın şekilde işten atmalar başlamıştı. İşten atılan bir kişinin kaymakamlığa gittiğinde oradaki bir memur tarafından tehdit edildiği iddialarını duyuyorduk. Devlet dairelerinde yoğun bir mobbingleme, fişleme olduğu iddiaları geliyordu. Bunları da yazamıyorduk. Radyo ve televizyonlar kapatılıyordu. Bir gün beraber habere gittiğimiz arkadaşımızın yayın organı kapatılıyordu. Biz bununla ilgili meslek örgütleri olarak kınama bile yapamıyorduk. Bu radyoyu niye kapattınız? Bu gazeteyi niye kapattınız? diyemiyorduk. Kınama bile yayınlayamıyorduk. Dernekler vakıflar kapatılıyordu. Sonraki süreçte, insanların aç kalması işsiz kalması yine sonraki süreçte iltica etmek isteyen insanların sayısının artması, bunlardan bazı ailelerin Meriç Nehri'nde çocukları ile birlikte boğulması gibi olaylarda oldu fakat biz bunları yazamadık. Her ara dönemde gazeteciler hak arama araçlarından biri olarak görülürler. Mağdurlar, mağdur edildiklerini düşünenler gazetecilere gelirler. Dertlerini gazetecilere anlatırlar, bunların yazılmasını isterler. Ama biz yazamıyorduk.
Dar Kafalı Mıyım Neyim? adlıkitapta düşük tempoda bir OHAL muhalefeti yaptım. Kendimce bir mizah oluşturarak, OHAL'deki çarpıklıkları anlatılmaya çalıştım. Geleceğe bir not olarak kalsın diye işten çıkartılmış, mağdur edilmiş insanların hayat hikâyelerinianlatan yazılarımın bir kısmını kitapta toplamayı uygun gördüm” ifadesini kullandı.
"GAZETECİLİĞİ YENİDEN AYAĞA KALDIRACAK DİJİTAL DEVRİM GERÇEKLEŞECEK"
Konuşmasında medyada bir devrim gerçekleşeceğini, bunun da dijital devrim olduğunu belirten Yağmur, “Devrimler kaçınılmazdır. Medyada da bir devrim gerçekleşecektir. Gazeteciliği öldü, düştü denildiği yerden yeniden ayağa kaldıracak, Mustafa Ekmekçi gazeteciliğinin yeniden gündeme geleceği, yeniden kendini okutacağı, bir dijital gazetecilik dönemine doğru geçeceğiz. Medyanın yeni bir dönemi olacak. Bu ne kadar sürer, egemenler ne kadar demokratik ortama tahammül ederler, bunu da kestirmek zor. Etkinliği düzenleyen Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz’a, katılım gösteren avukatlara ve meslektaşlarıma teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Gazeteci Yazar Abidin Yağmur söyleşi sonunda, Baro Başkanımız Av. Bilgin Yeşilboğaz’a ve avukatlara kitabını imzalayarak takdim etti.

