
20. Hukuk Dairesi
2015/12724 E.
2015/11851 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/06/2015
NUMARASI : 2015/408-2015/401
DAVACI : A.. B..
DAVALILAR : M.. T.. - M.. T..
Terekenin tasfiyesi istemi hakkında, İstanbul Anadolu 1. Sulh, Kocaeli 3. Sulh, Gebze 2. Sulh ve İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Ayşe Nilgün Tabakçı'nın terekesinin tasfiyesi istemine ilişkindir.
İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 18.06.2013 tarih ve 2013/.. Esas - 2013/.. Karar sayılı ilâm ile murisin tüm mirasçıları olan M.. T.. ve M.. T..'nın mirası redlerine karar verilmiştir.
Davacı vekili 04.09.2014 tarihli dilekçesi ile terekenin tasfiyesi hususunda ihbarda bulunulmasını talep etmiş ve İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından İstanbul Anadolu Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna ihbarda bulunulmuştur.
İstanbul Anadolu 1. Sulh Hukuk Mahkemesince, UYAP kayıtlarına göre murisin son ikametgah adresinin “B.. Mah. Z.. H.. Caddesi No:.. İçkapı No:.. D../K..” olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
Kocaeli 3.Sulh Hukuk Mahkemesince, “B.. Mah. Z.. H.. Caddesi No:.. İçkapı No:.. D../K..” adresinin Gebze adli yargı çevresinde kaldığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesince, TMK 612. maddesi uyarınca mirası reddeden mahkemenin tasfiye işlemini de yapması gerektiğinden bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir.
İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesince, tereke davalarına İstanbul Anadolu 1. Sulh Hukuk Mahkemesince bakıldığı gerekçesiyle tevzi işlemi yapılmak üzere İstanbul Anadolu Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna müzekkere yazılmış ve İstanbul Anadolu Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı tarafından dosyanın İstanbul Anadolu 1. Sulh Hukuk Mahkemesine tevzi yapılması yönünde karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Sulh Hukuk Mahkemesince, Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderdiğinden bahisle dosyanın İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesince ise, dosyanın Nöbetçi İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesine (Ahkam-ı Şahsiye) gönderilmesine karar verilmiştir.
Türk Medenî Kanununun 612. maddesi uyarınca "En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir."
Dosya kapsamından, İstanbul Anadolu 15. Suh Hukuk Mahkemesi tarafından 18.06.2013 tarih ve 2013/.. Esas - 2013/.. Karar sayılı ilâm ile murisin tüm mirasçıları olan M.. T.. ve M.. T..'nın mirası redlerine karar verildiği anlaşılmıştır. En yakın yasal mirasçılar tarafından miras reddedildiği takdirde, red kararı veren sulh mahkemesinin re'sen tasfiye işlemlerini de değerlendirmesi gerektiğinden uyuşmazlığın İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 26/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/346
K. 2014/21586
T. 25.11.2014
DAVA : G.. V.. Yönetimi A.Ş. ile mirasçılar Ş.. G.., Z.. G.. aralarındaki terekenin resmen tasfiyesi davasının kabulüne dair Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.09.2013 gün ve 5/9 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi mirasçılar Şahizar ve Zübeyde vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili; muris Z.. G.. hakkında Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2008/1097 sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu, takibe yapılan itirazın iptali için Ankara 4. Ticaret Mahkemesi'nin 2008/450 sayılı dosyası ile açılan dava derdest iken murisin öldüğünü, mirasçılarının da Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/346 Esas, 2012/231 Karar sayılı ilamı ile mirası red ettiklerini, Ankara 4. Ticaret Mahkemesi'nin 2008/540 sayılı dosyasında murisin terekesinin tasfiyesi amacı ile dava açmak üzere taraflarına yetki ve süre verildiğini açıklayarak muris Z.. G..' in terekesinin tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mirasçılar vekili; Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2008/1097 Esas sayılı icra dosyasında haciz konulan murise ait emekli ikramiyesi ve emekli maaşının terekeye dahil olmadığını açıklayarak murisin emekli ikramiyesi ve maaşından yapılan kesintinin terekeye dahil edilmemesi ile mirasçılara ait olduğunun tespitine ve terekenin bu şekilde tasfiyesine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; "... talebin kabulüne, Zonguldak İli, Merkez İlçesi, Karaelmas Mahallesi, Cilt No:.., Hane No:.., BSN:10'da nüfusa kayıtlı Mustafa ve Şahizar kızı, 09/08/1962 doğumlu ... TC nolu 02.06.2011 tarihinde ölen Z.. G..'in terekesinin TMK'nun 612. maddesi uyarınca iflas hükümlerine göre tasfiyesine, Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilmesine, Tasfiye Memuru olarak 1. İcra Müdürlüğü'nün atanmasına , ..." karar verilmiştir.
Hüküm, mirasçılar vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; muris Z.. G.. 02.06.2011 tarihinde vefat etmiş, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından miras reddolunmuştur.
Ölenin en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. (TMK. m.612/1-2) İİK'nun 180. maddesi; reddolunan mirasın tasfiyesinin sekizinci bap (md.208-256) hükümlerine göre; ait olduğu mahkemece yapılacağını hükme bağlamıştır. Öyleyse, mahkemece iflas masası teşkil edilip (md.208), iflas dairesi oluşturulması, iflas dairesince tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılmasına karar verildikten (md.208/3) sonra seçilecek tasfiye yöntemine göre gerekli işlemlerin yapılmasının izlenmesi, terekeye (masaya) dahil hiçbir malvarlığı bulunmaz ise, iflas dairesince tasfiyenin tatiline karar verilip, bu hususun ilan edilmesi (md.217), bu ilanda tereke alacaklıları tarafından otuz gün içinde iflasa müteallik muamelelerin tatbikine devam edilmesinin istenmemesi halinde iflasın kapatılacağının açıkça yazılması (md.217); en son olarak da yürütülecek işlemlerin sonucuna göre iflasın kapanmasına (md.254) karar verilebileceği gözönüne alınmaksızın sadece yürütülecek işlemlerin neler olduğuna işaret edilmek suretiyle dosyanın kapatılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ : Mirasçılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/III-2. Bendi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden mirasçılar Şahizar ve Zübeyde'ye iadesine, 25.11.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10. Hukuk Dairesi 2014/3064 E. , 2014/8793 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : İzmir 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 11.12.2013
No : 2013/310-2013/765
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 10.01.2011 tarihinde vefat eden H.Ç.'e ait işyerinde 01.08.1995-16.10.2008 tarihleri arasında atölye şefi ve dikim ustası olarak aralıksız çalışmalarının tespitini talep etmiş, müteveffa mirasçıları tarafından mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğini belirterek davasını M.. H..ne yöneltmiş, Mahkemece davanın istem gibi kabulüne karar verilmiştir.
Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu'nun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 605'nci maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir.
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası, TMK.'nın 606'ncı maddesi gereğince üç ay içinde reddedebilirler. Bu üç aylık süre hak düşürücü bir süredir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri kanıtlanmadıkça, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Atanmış mirasçılar için ise süre, mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. TMK.'nın 605'nci maddesinin 2'nci fıkrasında ise, mirasın hükmen reddi düzenlenmiştir. Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Bu olgunun saptanması için her zaman dava açılabilir.
Dosya kapsamında yer alan, İzmir 14. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 30.03.2011 tarih, 2011/445 Esas ve 2011/641 Karar sayılı ilamından, H.Ç.'in mirasçıları olan eşi R. Ç. ve kızı H. E. H.'un mirası kayıtsız şartsız reddettikleri, reddin tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, işverenin gerçek kişi olduğu hizmet tespiti davalarında, mirasçıların mirası reddetmeleri halinde (çalışma iddiası ispatlandığı takdirde), mirası reddeden mirasçılar yönünden tespit hükmü kurulup kurulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Tespit davası” başlığını taşıyan 106’ncı maddesinde, tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin istenebileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre; tespit davaları, bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır.
Sigortalının, Kuruma bildirilmeyen geçmiş hizmetlerinin tespiti için 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesine (5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesine) göre açacağı dava, "tespit davası" niteliğini taşımanın yanı sıra, aynı zamanda "olumlu tespit davası" özelliğini de göstermektedir ( Güzel/Okur, s. 200; Tuncay/Ekmekçi, s. 245; Tunçomağ, s. 193; Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Serhi, Ankara 1985, s. 512; Sözer, s. 74; Özgür Öztürk, “Sigortalı Hizmetin Tespiti”, Çimento İsveren Dergisi, 1998/1, s. 31 ).
Bu halde; işverenin gerçek kişi olduğu hizmet tespiti davalarında, çalışma iddiası ispatlandığı takdirde, mahkemece kurulacak hüküm, sigortalı hizmetlerin varlığının tespitinden öte, akçalı (parasal) konulara ilişkin herhangi bir irdeleme içermediğinden, mirasçıların mirası reddetmiş olmaları halinde, bu mirasçılar yönünden tespit hükmü kurulmasına engel teşkil etmeyecektir. Ancak, bu husus, Kurum tarafından primlerin tahsili aşamasında göz önünde bulundurulmalıdır.
Kaldı ki; Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.” düzenlemesine yer verilmiş olup; mirasın reddi durumunda tasfiye sonucu terekeden arta kalan olursa, bunlar ikinci zümreye geçmeyerek mirası reddetmiş olan birinci zümreye verileceği hususu, yine tespitine karar verilecek sigortalılık süresinin prim miktarını, bunun sonucu olarak da terekeden ödenecek kısmı etkileyeceği gözetildiğinde, hizmet tespiti davasının mirası reddetmiş olanların da hak alanını ilgilendireceği açık olup, kendilerine husumet yöneltilerek yargılamaya devamla karar verilmesini gerekli kılmaktadır.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalarla inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; mirası reddeden mirasçılar yönünden tespit hükmü kurulması mümkün olup, bu nedenle davaya dahil edilerek, gösterecekleri deliller de toplanmak suretiyle, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucunda, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üyeler muhalefetlerine karşı, Başkan, Üyeler, oylarıyla ve oyçokluğuyla 15.04.2014 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Somut olayda işveren H.Ç.'in 10.1.2011 tarihinde vefat ettiği, yasal mirasçılarının tamamının mirası reddettikleri sabittir. Hizmet tespiti davası, bu nedenle M.. H.. ve SGK'na husumet yöneltilerek açılmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairenin oy çokluğu ile aldığı bozma kararında ise husumetin mirası reddeden mirasçılara yöneltilerek, onlar yönünden tespit kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Sayın Daire çoğunluğunun bozma kararına aşağıdaki sebeplerle katılmıyoruz:
Hizmet tespiti davasında verilecek kararlar, sadece hizmet süresinin tespitine yönelik sonuç doğurmaz. Aynı zamanda işverenin bildirilmeyen hizmet sürelerine ait prim borcunun ödemesine ilişkin sonuçlar da doğurur. Bu nedenle hizmet tespiti davalarında husumetin, aleyhine hüküm teşkil etmesi istenen (SGK ile birlikte) bildirimde bulunmayan ve prim borçlusu olan işveren aleyhine de yöneltilmesi gerekir. İşverenin vefatı halinde ise işveren yerine geçen ve prim borçlusu olan mirasçılarına karşı husumetin yöneltileceği ve davanın görüleceği tartışmasızdır.
4721 sayılı T.M.K. m.605 ve devamı maddelerine göre, mirasın reddi beyanı, bozucu yenilik doğuran beyandır ve geriye doğru hüküm doğurur. Mirası reddedenlerin, ölüm gününden başlayarak mirasçılık sıfatları kalkar ve tereke borçlarından sorumlulukları kalmaz. Bu durumda T.M.K m.612 uyarınca, iflas hükümlerine göre terekenin tasfiye olunması ve tasfiye memuruna karşı husumet yöneltilerek davanın görülmesinin sağlanması gereklidir (B.Kuru H.U.M.K.2001, 1. cilt syf. 916-926).
Somut olayda, muris işveren mirasçılarının tamamı mirası reddetmişlerdir. Artık muristen kalan tüm mal varlığını reddetmiş sayıldıklarından, mirası reddeden kişilerin işverenlik sıfatları ve terekeyi temsil görevleri kalmamıştır. T.M.K m.612 uygulaması ile terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi ve tasfiye memuruna karşı husumet yöneltilerek taraf teşkilinin sağlanması yönünde hükmün bozulması gerekirken, mirası reddeden mirasçılara husumet yöneltilmesi yönünde bozulması hatalı olmuştur.
Dairenin çoğunluk görüşünün şu şekilde olumsuz sonuçları olacaktır: Mirası reddeden mirasçı davada hasım olacaktır, kendisini davalı olarak savunmak zorunda kalacaktır, vekil tutacak, yargılama giderlerinden sorumlu olacaktır. Tüm bu sonuçlar mirası reddeden kişiye yasaya aykırı olarak mali yükümlülükler getirecektir. Diğer taraftan hizmet tespiti kararı sonucunda, işverenin prim borcu doğacaktır. İşverenin vefatı halinde, somut olayda olduğu gibi tüm mirasçılar tarafından miras reddedilmişse, SGK prim borcunu varsa terekeden tahsil edecektir. Oysa ki reddeden mirasçılara karşı dava yürütülmüşse, asıl davalı olması gereken tereke tasfiye memuruna husumet yöneltilmediğinden, davada tereke temsil edilmiş olmayacaktır. Çünkü usulüne uygun olarak terekeye, husumet yöneltilmemiştir. Mirası reddeden mirasçının ise terekeyi temsil görevi bulunmamaktadır. Bu nedenle verilen hüküm, davada hasım gösterilmesi tereke aleyhine hukuki sonuç doğurmayacaktır.
Sonuç olarak Mahkemenin kararı, terekeye tasfiye memuru atanması ve bu kişiye husumet yöneltilmesi gerekçesiyle bozulması gerektiği halde; Daire çoğunluğunun mirası reddeden mirasçılara karşı husumet yöneltilmesi sebebiyle hükmün bozulması düşüncesine katılmıyoruz 15.04.2014
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/26910
K. 2013/18950
T. 4.7.2013
• TEREKENİN TASFİYESİ ( En Yakın Yasal Mirasçıların Tamamı Tarafından Mirasın Reddedildiği - Mahkeme Kararıyla Reddin Tespit ve Özel Kütüğüne Tesciline Karar Verildiği/Bu Halde Terekenin Kanun Gereği Kendiliğinden İflas Hükümlerine Göre Tasfiyeye Tabi Olduğu/Tasfiye Sonunda Arta Kalan Değerlerin Mirası Reddetmemişler Gibi Hak Sahiplerine Verileceği )
• MİRASIN REDDEDİLMESİ HALİNDE TEREKENİN TASFİYESİ ( Kanun Gereği Kendiliğinden İflas Hükümlerine Göre Tasfiyeye Tabi Olduğu - Tasfiye Sonunda Arta Kalan Değerlerin Mirası Reddetmemişler Gibi Hak Sahiplerine Verileceği/Bu Husus Nazara Alınmadan Terekedeki Para ve Menkul Malların Mirasçılarına Teslimine Karar Verilmesinin Doğru Bulunmadığı )
• TEREKENİN İFLAS HÜKÜMLERİNE GÖRE TASFİYESİ ( En Yakın Yasal Mirasçıların Tamamı Tarafından Mirasın Reddinin Mahkeme Kararıyla Tespit ve Özel Kütüğüne Tesciline Karar Verildiği/Bu Halde Terekenin Kanun Gereği Kendiliğinden İflas Hükümlerine Göre Tasfiyeye Tabi Olduğu - Bu Husus Nazara Alınmadan Terekedeki Para ve Menkul Malların Mirasçılarına Teslimine Karar Verilmesinin Doğru Bulunmadığı )
4721/m.612
ÖZET : Mirasbırakan bekar ve çocuksuz olarak ölmüş, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından miras reddedilmiş, Sulh Hukuk Mahkemesinin kararıyla reddin tespit ve özel kütüğüne tesciline karar verilmiştir. Bu halde tereke kanun gereği kendiliğinden iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabidir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Bu husus nazara alınmadan terekedeki para ve menkul malların mirasçılarına teslimine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, mirasçılar tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Mirasbırakan 16.09.2012 tarihinde bekar ve çocuksuz olarak ölmüş, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından miras reddedilmiş, Elazığ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.11.2012 tarihli 2012/912-1007 sayılı kararıyla reddin tespit ve özel kütüğüne tesciline karar verilmiştir. Bu halde tereke kanun gereği kendiliğinden iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabidir. ( TMK.md.612/1 ) Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. ( TMK.md.612/2 ) Bu husus nazara alınmadan terekedeki para ve menkul malların mirasçılarına teslimine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yarx
T.C.
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/1049
K. 2013/3786
T. 12.6.2013
• YARGILAMA DEVAM EDERKEN VEFAT EDEN TARAFLARIN MİRASÇILARININ MİRASI REDDETMELERİ (Reddedilen Mirasın İflas Hükümlerine Göre Tasfiye Edilmesi Gereği - Tasfiye Sulh Hukuk Mahkemesince Yapılacağından Mahkemece Mahallin Sulh Hukuk Hakimine Durum Bildirilmeli Mirasın Tasfiyesi Sağlanmalı ve Davaya Atanacak Temsilciyle Devamının Sağlanması Gereği)
• ESER SÖZLEŞMESİ (Yargılama Devam Ederken Vefat Eden Tarafların Mirasçılarının Tamamının Mirası Reddetmeleri - Reddedilen Mirasın İflas Hükümlerine Göre Tasfiyesinin Sağlanması İçin Durumun Sulh Hukuk Mahkemesine Bildirilmesi Davaya Atanacak Temsilciyle Devam Edilmesi Gereği)
4721/m. 612
ÖZET : Yargılama sırasında vefat eden tarafların mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde konunun miras hukuku hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. En yakın yasal mirasçıların, mirasın tamamını reddetmesi halinde reddedilen mirasın iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir.Buna göre tasfiyenin de sulh hukuk mahkemesince yapılması gerekeceğinden mahkemece mahallin sulh hakimine durum bildirilmeli, mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, atanacak temsilciyle davaya devam olunmalıdır.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı B. G.'in tereke temsilcisi M. Ç. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik sebebiyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine dair olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı muris tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davasında davalıya dubleks ev inşa ettiğini ancak bedelinin ödenmediğini belirterek şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında davacı ölmüş, mahkemece tüm mirasçıların mirası reddettikleri, terekenin resmi tasfiyeye girdiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Yargılama sırasında vefat eden tarafların mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde konunun miras hukuku hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. T.M.K.nın 612. maddesinde en yakın yasal mirasçıların, mirasın tamamını reddetmesi halinde reddedilen mirasın iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre tasfiyenin de sulh hukuk mahkemesince yapılması gerekeceğinden mahkemece mahallin sulh hakimine durum bildirilmeli, mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, atanacak temsilciyle davaya devam olunmalıdır. Somut olayda mahkemenin gerekçesinde de açıklandığı üzere terekenin Samsun 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/5 Esas sayılı dosyasında tasfiye işlemlerine başlandığı ve temsilci atandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece bu temsilcinin davaya devamı sağlanarak sonuca varılması yerine davayı takip edebilecek kimse kalmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış. bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın temyiz eden davacı tereke temsilciliği yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz eden davacı B. G.'in tereke temsilcisi M. Ç.'a iadesine, 12.6.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/17390
K. 2012/16472
T. 12.12.2012
• ORTAKLIĞININ GİDERİLMESİ DAVASI ( Dava Konusu Taşınmazın Paydaşlarının Birinin Vefat Ettiği - Taraf Teşkilinin Sağlanacağı/Hukuki Dinlenme Hakkının İhlal Edilmeyeceği/Duruşma Gününden İlgililerin Haber Edilmesi Gereği )
• TAŞINMAZ PAYDAŞLARINDAN BİRİNİN VEFATI ( Ölen Paydaşın Terekesi ile İlgili Resmi Tasfiyeye Başlanıp Başlanmadığının Araştırılacağı - Taraf Teşkilinin Sağlanacağı/Ortaklığının Giderilmesi Davası/Hukuki Dinlenme Hakkı/Mirasçılık Belgesi )
• TARAF TEŞKİLİNİN SAĞLANMASI GEREKTİĞİ ( Mirasçılık Belgesine Göre Mirasçıların Davaya Katılmalarının Sağlanacağı )
• MİRASÇILIK BELGESİNE GÖRE TARAF TEŞKİLİNİN SAĞLANMASI ( Hukuki Dinlenme Hakkının İhlal Edilmesinin Bozma Nedeni Olduğu )
• TEREKENİN TASFİYESİ ( Tasfiye Memuruna Karşı Husumet Yöneltilebileceği - Taraf Teşkilinin Sağlanması Gerektiği )
4721/m. 612/1
6100/m. 27
ÖZET : Dava, bir adet taşınmazın ortaklığın giderilmesine ilişkindir.Bu tür davalar da paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esası incelenir.Dava konusu taşınmazın paydaşlarının birinin vefatı nedeniyle,davanın tarafları, müdahiller kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu gözetilmelidir.Duruşma gününden ilgililerin haberdar edilmesi gerekir.Mirası reddedilen ölen paydaşın terekesi ile ilgili resmi tasfiyeye başlanıp başlanmadığı araştırılarak ve husumetin "tasfiye memurluğuna" yöneltilmesi sağlanarak taraf teşkilinin sağlanması ondan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmelidir.
DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, bir adet taşınmazın ortaklığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı G. Ö. tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın ( ortaklığın ) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar ( ortaklar ) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın ( ortaklığın ) giderilmesi davasını paydaşlardan ( ortaklardan ) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara ( ortaklara ) karşı açar. Davada bütün paydaşların ( ortakların ) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımızda; Dava konusu ve satışına karar verilen taşınmazın paydaşlarından 28/640 pay sahibi Vasfiye oğlu B. Ö. 28.2.2005 tarihinde vefat etmiş olup sunulan mirasçılık belgesine göre geriye mirasçı olarak çocukları A. K. O. ve G. Ö.'ü bırakmıştır. Ne var ki paydaş B. Ö.'ün mirasının en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedildiği Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/391-519 sayılı 23.6.2005 tarihli kararından anlaşılmaktadır. Bu halde, tereke TMK. md. 612/1 maddesine göre kendiliğinden ( re'sen ) iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabidir 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nun 27. Maddesi hükmüne göre davanın tarafları, müdahiller kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Mahkemece duruşma gününden haberdar edilmek suretiyle bu hakkın ilgililere tanınması gerekir. Yargılamada asıl olan tarafların huzuru ile yargılamanın yürütülmesidir. Bu durumda paydaş Birol Ö.'ün terekesi ile ilgili resmi tasfiyeye başlanıp başlanmadığı araştırılarak, husumetin "tasfiye memurluğuna" yöneltilmesi sağlanarak taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, noksan taraf teşkili ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/11690
K. 2012/17119
T. 21.6.2012
• MİRASIN MİRASÇILARIN TAMAMI TARAFINDAN REDDİ ( Sulh Mahkemesince İflas Hükümlerine Göre Tasfiye Edileceği )
• İFLAS HÜKÜMLERİNE GÖRE MİRASIN TASFİYESİ ( Mirasçıların Tamamı Tarafından Reddolunan Mirasın Sulh Mahkemesince İflas Hükümlerine Göre Tasfiye Edileceği - Tasfiyenin Süreye Tabi Olmadığı )
• RESMİ TASFİYE ( Sulh Hukuk Mahkemesince En Yakın Mirasçıların Mirası Reddettiklerinin Belirlenmesi Halinde Herhangi Bir Başvuruya Gerek Olmadan Kendiliğinden Resmi Tasfiye Yoluna Gidilmesi Gerektiği )
4721/m.612, 636
ÖZET : Mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Buradaki tasfiye süreye tabi değildir. Sulh hukuk mahkemesince, en yakın mirasçıların mirası reddettiklerinin belirlenmesi halinde, başvuruya gerek olmadan kendiliğinden resmi tasfiye yoluna gidilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Mirasbırakan A.H. 20.06.2008 tarihinde ölmüş, en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından miras reddolunmuştur.
Mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ( TMK.md. 612/1,636 ). Buradaki tasfiye süreye tabi değildir. Türk Medeni Kanununun 633. madde hükmünün uygulanma yeri yoktur. Ayrıca sulh hukuk mahkemesince, en yakın mirasçıların mirası reddettiklerinin belirlenmesi halinde, herhangi bir başvuruya gerek olmadan kendiliğinden resmi tasfiye yoluna gidilmesi gerekir ( 2. HD. 12.06.2003 gün 7484-8676 sayılı kararı, HGK 29.03.2006 gün 2006/2-65-108 sayılı kararı ). O halde iflas hükümlerine göre tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekirken yazılı şekilde hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 21.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/5013
K. 2012/12826
T. 14.5.2012
• MİRASIN REDDİ ( Mirasçıların Tamamı Tarafından Reddedilen Mirasın Sulh Mahkemesince İflas Hükümlerine Göre Tasfiye Edileceği ve Tasfiyenin Süreye Tabi Olmadığı )
• MİRASÇILARIN TAMAMI TARAFINDAN REDDEDİLEN MİRAS ( Sulh Mahkemesince İflas Hükümlerine Göre Tasfiye Edileceği ve Tasfiyenin Süreye Tabi Olmadığı )
• RESMİ TASFİYE ( Sulh Hukuk Mahkemesince En Yakın Mirasçıların Mirası Reddettiklerinin Belirlenmesi Halinde Herhangi Başvuruya Gerek Olmadan Kendiliğinden Resmi Tasfiye Yoluna Gidileceği )
• YAKIN MİRASÇILARIN MİRASI REDDETMESİ ( İflas Hükümlerine Göre Tasfiyenin Gerçekleştirilmesi Gerekirken Hak Düşürücü Sürenin Geçtiğinden Bahisle Ret Hükmü Kurulamayacağı )
4721/m.612, 633, 636
ÖZET : Mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Burada tasfiye süreye tabi değildir. Ayrıca Sulh Hukuk Mahkemesi'nce en yakın mirasçıların mirası reddettiklerinin belirlenmesi halinde, herhangi bir başvuruya gerek olmadan kendiliğinden resmi tasfiye yoluna gidilmesi gerekir. İflas hükümlerine göre, tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekirken hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle ret hükmü kurulması hukuka aykırıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Miras bırakan A. 26.02.2008 tarihinde ölmüş, en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından miras reddolunmuştur. Mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. ( TMK md. 612/1,636 ) Burada tasfiye süreye tabi değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 633. madde hükmünün uygulanma yeri yoktur. Ayrıca Sulh Hukuk Mahkemesi'nce en yakın mirasçıların mirası reddettiklerinin belirlenmesi halinde, herhangi bir başvuruya gerek olmadan kendiliğinden resmi tasfiye yoluna gidilmesi gerekir. ( HGK.29.03.2006 gün, 2006/2-65-18 sayılı kararı )
O halde, iflas hükümlerine göre, tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekirken yazılı şekilde hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/2865
K. 2012/6800
T. 5.4.2012
• TRAFİK İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜM ( Kurum Zararının Rücuan Tahsili - Davalılara Mirasın Kabulü Konusunda Tebligat Yapılıp Yapılmadığı Herhangi Bir Mirasın Kabulü Beyanları Bulunup Bulunmadığı Araştırılarak Derdest Dosyasının Akıbeti de Sorulmak Suretiyle Karar Verileceği )
• KURUM ZARARININ RÜCUAN TAHSİLİ ( Davalılara Mirasın Kabulü Konusunda Tebligat Yapılıp Yapılmadığı Herhangi Bir Mirasın Kabulü Beyanları Bulunup Bulunmadığı Araştırılarak Derdest Dosyasının Akıbeti de Sorulmak Suretiyle Karar Verileceği - Trafik İş Kazası Sonucu Ölüm )
• RÜCUAN TAZMİNAT ( Trafik-İş Kazası Sonucu Ölüm Nedeniyle - Davalılara Mirasın Kabulü Konusunda Tebligat Yapılıp Yapılmadığı Herhangi Bir Mirasın Kabulü Beyanları Bulunup Bulunmadığı Araştırılarak Derdest Dosyasının Akıbeti de Sorulmak Suretiyle Karar Verileceği )
4721/m.605,611,612
ÖZET : Dava, trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerle yapılan ödemeden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; zararlandırıcı sigorta olayının oluşumunda kusurlu olduğu iddia edilen muris İzzet Aritürk'ün en yakın mirasçıları oldukları belirlenen kişilerin mirası reddi üzerine, İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kararıyla mirasın reddi işleminin tesciline hükmedilerek kesinleştiği, sigorta şirketi ve F. A. dışındaki davalıların murisin sonraki mirasçıları oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda söz konusu davalılara mirasın kabulü konusunda tebligat yapılıp yapılmadığı, herhangi bir mirasın kabulü beyanları bulunup bulunmadığı araştırılarak, davalılar tarafından açılan İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin derdest dosyasının akıbeti de sorulmak suretiyle sonucuna göre yukarda açıklanan maddi ve hukuki çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
DAVA : Dava, trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerle yapılan ödemeden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekiliyle davalılar F. A., O. A., E. A., G. A., İ. A., Ş. A., A. A., A. A. ve Z. A. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Alparslan Koçak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : Davacı Kurum, 25.9.2002 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalı işçi A. D.'nin hak sahiplerine bağlanan gelirlerle yapılan cenaze yardımından oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanun'un 26/2. maddesi uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair ilk kararın kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki sebebiyle Dairemizin 22.12.2009 tarih ve 11525 /19062 Sayılı ilamıyla bozulması üzerine, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesinde; yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri, ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğunun açıkça anlaşılması veya resmen tespit edilmesi halinde mirasçıların red beyanı aranmaksızın mirasın reddedilmiş sayılacağı, 611. maddesinde; yasal mirasçılardan birinin mirası reddetmesi halinde onun payının, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçeceği, 612. maddesinde; en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddolunması halinde mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, tasfiye sonunda arta kalan değerlerin, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği, 614. maddesinde ise; tasfiye öncesinde, mirası reddeden mirasçıların istemi üzerine, kendilerinden sonra gelen mirasçıların sulh hâkimi tarafından reddin kendilerine bildirileceği bir ay içinde mirası kabul etmedikleri takdirde mirası reddetmiş sayılacakları düzenlenmiştir. Buna göre murisin en yakın yasal mirasçılarının tümünün mirası reddi durumunda miras kendiliğinden sonraki mirasçılara geçmemekte, terekenin süreye bağlı olmaksızın iflas kaidelerine göre tasfiyesi gerekmektedir. Ancak tasfiye öncesinde, mirası reddedenlerin istemiyle sulh hâkimi tarafından red kendilerine bildirilen sonraki mirasçıların mirası kabul etmesi mümkün bulunmaktadır.
Somut olayda; zararlandırıcı sigorta olayının oluşumunda kusurlu olduğu iddia edilen muris İzzet Aritürk'ün en yakın mirasçıları oldukları belirlenen F. A., R. A., A. A. ve A. A.'ün mirası reddi üzerine, İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29.4.2003 tarih, 45 / 588 Sayılı kararıyla mirasın reddi işleminin tesciline hükmedilerek kesinleştiği, sigorta şirketi ve F. A. dışındaki davalıların murisin sonraki mirasçıları oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda söz konusu davalılara mirasın kabulü konusunda tebligat yapılıp yapılmadığı, herhangi bir mirasın kabulü beyanları bulunup bulunmadığı araştırılarak, davalılar tarafından açılan İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011 / 465 Esas sayılı derdest dosyasının akıbeti de sorulmak suretiyle sonucuna göre yukarda açıklanan maddi ve hukuki çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekiliyle davalılar F. A., O. A., E. A., G. A., İ. A., Ş. A., A. A., A. A. ve Z. A. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde Ankara Anonim Sigorta A.Ş. haricindeki davalılara iadesine, 05.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/5232
K. 2011/4644
T. 16.5.2011
• MİRASIN REDDEDİLMESİ ( En Yakın Yasal Mirasçıların Tamamı Tarafından Reddolunan Mirasın İflas Hükümlerine Göre Tasfiye Edileceği - En Yakın Mirasçıların Reddi Kendilerinden Sonra Gelen Mirasçılar Yararına Olmadıkça ve Mirası Açıkça Kabul Etmedikçe Sonra Gelen Mirasçılara Geçmeyeceği )
• REDDOLUNAN MİRASIN TASFİYESİ ( Sulh Hukuk Hakimince İflas Hükümlerine Göre Tasfiye Olunacağı - En Yakın Mirasçıların Reddi Kendilerinden Sonra Gelen Mirasçılar Yararına Olmadıkça ve Mirası Açıkça Kabul Etmedikçe Mirasın Sonra Gelen Mirasçılara Geçmeyeceği )
• İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜME DAYALI TAZMİNAT DAVASI ( Davalının Yasal Mirasçıları Tarafından Mirasın Reddedildiği Gerekçesiyle Davanın Reddinin Hatalı Olduğu - Miras Reddedildiğinden Durum Sulh Hakimine Bildirilerek Mirasın Yasal Tasfiyesi Sağlanarak Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gereği )
4721/m. 612
DAVA : Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan N. D. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Beleç tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
KARAR : Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüyle yargılama sırasında ölen davalılardan Kenan Y.'ın mirasçılarının mirası kayıtsız şartsız ret etmiş olması nedeni mirasçıları Ali, Nilgün ve Hadiye yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalılardan Kenan Y.'ın 24.3.2008 tarihinde yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları olan Hadiye Y., Nilgün Y. ve Ali Y.'ın Tavşanlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 30.4.2008 tarih 2008/318 E 2008/249 K sayılı kararı ile Kenan Y.'ın mirasını kayıtsız şartsız ret ettiklerine karar verildiği bu kararın 2.6.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan T.M.K. m. 612 ve devamı maddelerine göre en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras. Sulh Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Mirasçılar, mirası reddederken kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu taktirde ret, Sulh Hakimi tarafından sonra gelen mirasçılara bildirilir, bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Bunun üzerine miras, yine iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir. En yakın yasal mirasçıların reddi, kendilerinden sonra gelen mirasçılar yararına olmadıkça ve bunlar Yasanın 614. maddesinde gösterilen usul çerçevesinde mirası açıkça kabul etmedikçe miras, sonra gelen mirasçılara geçmez. Bunlar, miras bırakanın borçlarından sorumlu da tutulamaz.
Somut olayda Miras, mirasbırakanın eş ve çocukları olan yasal mirasçıları tarafından, reddedilmiş, tereke iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi duruma gelmiştir. Bu sebeple tasfiye işlemi tamamlanmadan Kenan Y.'ın mirasçılarının mirası kayıtsız şartsız ret ettikleri gerekçesi ile davalı Kenan Y.'a yönelik davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davalı Kenan Y.'ın en yakın bütün mirasçılarının mirası reddettikleri ibraz olunan mahkeme kararı ile sabit bulunduğuna göre mahallin sulh hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece mirası reddedilen Kenan Y. için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci huzuru ile davaya devam edilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmadan taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı N. D.'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı N. D.'in öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 16.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/16264
K. 2011/5468
T. 28.3.2011
• MİRASIN REDDEDİLMESİ ( Mirasçılar Mirası Reddederken Kendilerinden Sonra Gelen Mirasçılardan Mirası Kabul Edip Etmeyeceklerinin Sorulmasını Tasfiyeden Önce İsteyebilecekleri - Ret Sulh Hakimi Tarafından Sonra Gelen Mirasçılara Bildirilir ve Bunlar Bir Ay İçinde Mirası Kabul Etmezlerse Reddetmiş Sayılacakları )
• MİRASIN KABUL EDİLMEMESİ ( Mirasçılar Mirası Reddederken Kendilerinden Sonra Gelen Mirasçılardan Mirası Kabul Edip Etmeyeceklerinin Sorulmasını Tasfiyeden Önce İsteyebilecekleri )
• MİRASIN TASFİYESİ ( Miras İflas Hükümlerine Tasfiyeye Tabi Olduğu - Miras Mirasbırakanın Kardeşine Geçmediği/Bu Kişinin Ret Hakkı Bulunmadığı/Bu Husus Gözetilmeden Davacının Ret Beyanının Tespit ve Tesciline Karar Verilemeyeceği )
4721/m.612,614/1-2
ÖZET : Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu takdirde ret, Sulh hakimi tarafından sonra gelen mirasçılara bildirilir, bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse, reddetmiş sayılırlar. Olayda miras en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunmuş, bunlar kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmediklerinin sorulması yönünde bir talepte bulunmamışlardır. Bu halde miras iflas hükümlerine tasfiyeye tabidir. Miras, mirasbırakanın kardeşine geçmemiştir, bu kişinin ret hakkı bulunmamaktadır. Bu husus gözetilmeden davacının ret beyanının tespit ve tesciline karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Mirasbırakan 25.05.2008 tarihinde ölmüş, en yakın yasal mirasçıları olan eşi ve çocukları üç ay içinde mirası kayıtsız ve şartsız reddetmişlerdir. En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, Sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. ( TMK.md.612 ). Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu takdirde ret, Sulh hakimi tarafından sonra gelen mirasçılara bildirilir, bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse, reddetmiş sayılırlar ( TMK.md.614/1-2 ). Olayda miras en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunmuş, bunlar kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmediklerinin sorulması yönünde bir talepte bulunmamışlardır. Bu halde miras iflas hükümlerine tasfiyeye tabidir. Miras, mirasbırakanın kardeşine geçmemiştir, bu kişinin ret hakkı bulunmamaktadır. Bu husus gözetilmeden davacının ret beyanının tespit ve tesciline karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 28.03.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Davacı, SGK borçları olan mirasbırakanın yasal mirasçısı değildir. Türk Medeni Kanununun 612.madde gereğince en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddolonan miras Sulh hakimince iflas hükümlerince tasfiye edilecektir. Eş ve çocukların mirasçı olarak kaldığı durumda, eş ve çocukların tamamı tarafından Türk Medeni Kanununun 605/1, 609. maddeleri gereğince mirasın gerçek reddi yoluyla miras reddolunmuşsa; Türk Medeni Kanununun 612.maddesindeki en yakın mirasçı kavramı içine, mirasbırakanın kardeşleri girmez. Böyle bir davada mirasın iflas hükümleri gereğince resmen tasfiye edilmesi gerekir.
Mirasbırakanın kardeşi ve davalı SGK. Borçlusu olan davacının; açıklandığı gibi, en yakın mirasçı kavramına dahil olmadığı ve bu nedenle Türk Medeni Kanununun 605/1.maddesi gereğince mirasın gerçek reddi işlemini yapma veya Türk Medeni Kanununun 605/2.maddesi gereğince "terekenin borca batıklığının tespiti" davası açmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı mirasçı sıfatıyla SGK borçlusu olan mirasbırakanın borçlarından sorumlu olmadığından; incelenen davayı açmasında hukuksal yararı yoktur. Davacı, dava açmadaki beklediği sonucu, SGK tarafından kendi aleyhine açılan rücu davasında savunma yoluyla ileri sürebileceği gibi; taraf sıfatı da dava koşulu olduğundan mahkemece de kendiliğinden gözetilecektir. Bu nedenle, hukuksal yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Hükmün açıkladığım bu değişik gerekçeyle bozulması gerektiğini düşünüyorum.
Üye
İrfan Okur
yarx
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/628
K. 2011/3120
T. 10.3.2011
• MİRASIN REDDİ ( En Yakın Yasal Mirasçıların Tamamı Tarafından - Miras Reddedilmiş Olmakla Tasfiyeye Tabi Tutulacağından Takibin Murisin 2. Derece Mirasçılarına Yönlendirilemeyeceği )
• MİRASÇILARIN TAMAMI TARAFINDAN MİRASIN REDDİ ( En Yakın Yasal Mirasçılar - Miras Reddedilmiş Olmakla Tasfiyeye Tabi Tutulacağından Takibin Murisin 2. Derece Mirasçılarına Yönlendirilemeyeceği )
• MURİSİN İKİNCİ DERECE MİRASÇILARI ( Takibin Yönlendirilemeyeceği - En Yakın Yasal Mirasçıların Tamamı Tarafından Miras Reddedilmiş Olmakla Tasfiyeye Tabi Tutulacağı )
4721/m.612
ÖZET : En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Miras reddedilmiş olmakla tasfiyeye tabi tutulacağından, takip murisin 2.derece mirasçılarına yönlendirilemez.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1-)Alacaklı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Karar, temyiz edene 9.3.2010 tarihinde tefhim edildiği halde temyiz dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra 3.5.2010 tarihinde verilip kaydettirilmiştir. Süre aşımı bakımından temyiz dilekçesinin ( REDDİNE ),
2-) Borçlular vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de:
Alacaklı tarafından, borçlu muris Abdullah'ın mirasçıları aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, takip tarihinden önce 11.6.2007 tarihinde murisin ölümü üzerine, nüfus kaydına göre mirasçı olarak kalan eşi Sebahat ve oğlu Cenk'in mirası reddetmeleri nedeniyle, alacaklının takibi 2.derecede mirasçı olan şikayetçi Mihriye'ye yönlendirdiği görülmektedir. Şikayetçi Mihriye, takibe konu taşınmazdaki hissesini 15.12.2005 tarihinde diğer şikayetçi Mustafa'ya devretmiş, Devrek Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 4.6.2008 tarih ve 2008/1328-331 E.-K.sayılı kararı ile de muris Abdullah'ın mirasını reddetmiştir. Anılan mahkeme hükmü gereğince şikayetçi Mihriye murisin mirasçısı olmadığından, alacaklı tarafından takip bu kişiye yönlendirilemez. Zira T.M.K.nun 612. maddesinde yer alan: "En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir."hükmüne göre miras reddedilmiş olmakla tasfiyeye tabi tutulacağından takip murisin 2.derece mirasçılarına yönlendirilemez.
Bu durumda mahkemece şikayetçi Mihriye yönünden şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken istemin kısmen kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 10.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/15137
K. 2010/20977
T. 20.12.2010
• ALACAK DAVASI ( Mirasın 1. Derecedeki Mirasçılarının Tamamı Tarafından Reddedildiği - Sonra Gelen Mirasçılar Yararına da Mirasın Reddedilmediği/Davanın Reddedileceği )
• MİRASIN REDDİ ( Mirasın 1. Derecedeki Mirasçılarının Tamamı Tarafından Reddedildiği - Sonra Gelen Mirasçılar Yararına da Mirasın Reddedilmediği/Alacak Davasının Reddi Gerektiği )
4721/m.612
ÖZET : Dava dilekçesinde alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mirasın birinci derecedeki mirasçılarının tamamı tarafından reddi halinde miras ikinci derecedeki mirasçılara geçmez. Mirasçıların sonra gelen mirasçılar yararına mirası reddedebilecekleri düzenlenmiş ise de bu maddeye göre yapılmış bir mirasın reddi talebi bulunmadığı durumda davanın reddi gerekir.
DAVA : Dava dilekçesinde 5.104 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm dahili davalı Hüseyin tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Dava dilekçesinde; davalının bir kısım zirai ürünlerini davacıya ait elektrik saatini kullanmak suretiyle suladığı, elektrik fatura bedellerini ödeyeceğini söylemesine rağmen ödemediği, abone olan davacının faturalar nedeniyle borçlandığı ileri sürülerek, toplam 5.104,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; davalının 21.10.2007 tarihinde ölümü nedeniyle dava yasal mirasçıları olan eş ve çocuklarına yöneltilmiş, onların da Biga Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1369 E.-2008/204 K. sayılı kararla mirası reddettiklerini açıklamaları üzerine davalının babası olan Hüseyin davaya dahil edilmek suretiyle onun yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm dahili davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde "En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, tasfiye sonunda arta kalan değerlerin ise mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği" düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenleme uyarınca, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde miras ikinci derecedeki mirasçılara geçmez. Tereke tasfiye olunur, borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım varsa red vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılarına verilir. Türk Medeni Kanununun 614. maddesinde mirasçıların sonra gelen mirasçılar yararına mirası reddedebilecekleri düzenlenmiş ise de, somut olayda bu maddeye göre yapılmış bir mirasın reddi talebi de bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

