Mersin BarosuMersin Bar Association

DUYURULAR

ÇOCUK İSTİSMARI İLE İLGİLİ YASA TASARISI HAKKINDA KAMUOYU DUYURUSU VE BASIN AÇIKLAMASI

ÇOCUK İSTİSMARI İLE İLGİLİ YASA TASARISI HAKKINDA KAMUOYU DUYURUSU VE BASIN AÇIKLAMASI

                                               KAMUOYUNA DUYURU

17.11.2016 tarihli TBMM oturumunda görüşülmekte olan yasa tasarısının geçici 1. Maddesine eklenmesi istemi ile  “ Cebir , tehdit  , hile ve iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16.11.2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçlarında , mağdur ile failin evlenmesi durumunda CMK 231. Maddesindeki koşullara bakılmaksızın Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına , hüküm verilmiş ise cezanın ertelenmesine karar verilir “ şeklinde bir yasa teklifi verilmiştir.

Bu yasa teklifi  hukukun genel ilkelerine  , Anayasaya , çocuk haklarının temel ilkelerine ülkemizin uymakla yükümlü olduğu uluslararası sözleşmelere ( İstanbul Sözleşmesi , Avrupa Konseyi CEDAW Sözleşmesi , AİHS ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ) ve kamu vicdanına açıkça aykırıdır.   

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41. Maddesine göre “ Devlet , her türlü şiddete karşı çocukları koruyucu tedbiri alır “ . Bu anayasal düzenleme çocukların her türlü istismara karşı korunmasını emretmektedir.

Yine ülkemizin taraf olduğu ve iç hukuk yönünden bağlayıcı nitelikte olan BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 19. Maddesinde  “ Bu sözleşmeye taraf devletler çocuğun bedensel veya zihinsel saldırı , şiddet veya suistimale , her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için ; yasal , idari , toplumsal , eğitsel tüm önlemleri alırlar “ düzenlemesi yer almaktadır.

Ayrıca Çocuk Koruma Kanunu’nun 4. Maddesi uyarınca , çocuğun haklarının korunması amacıyla ; çocuğun , yaşama , gelişme , korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması , çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi herkesin asli görevidir.

                Söz konusu yasa teklifi doğuracağı sonuçlar yönünden anılan mevzuat hükümlerine açıkça aykırıdır.

Söz konusu yasa teklifi ,  hukuk tekniği bakımından da ciddi sorunlar içermektedir. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 , 17 ve devam maddeleri göz önüne alındığında cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda cezanın infazının ertelenemeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Yine CMK nın 231. Maddesi 2 yıl ve daha az süreli hapis cezaları ile adli para cezaları yönünden uygulama alanı bulurken ; alt sınırı dahi sekiz sene olan cinsel istismar suçu için de uygulanabilecek olması açıkça hukuka aykırılık oluşturmaktadır.

Cinsel istismar suçlarında adından da anlaşılacağı gibi , irade sakatlığının olduğunun kabulü esastır. Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ile Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu 18 yaşını doldurmamış kişiyi çocuk sayar. “Çocuğun da rızası “ temeline oturtulacak bir yaklaşım kabul edilemez. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda  , eski  Türk Ceza Kanununda yer alan ve ciddi toplumsal travmalara neden olan cinsel suçlar bakımından “ çocuğun rızası “ kesinlikle bir hukuka uygunluk nedeni ya da cezayı ortadan kaldıran bir sebep olarak kabul edilmemektedir. Doğru bir yaklaşımla “ 15 yaşını tamamlamamış çocukların cinsel fiiller bakımından göstereceği her türlü rızanın hukuken geçerli bir rıza olmadığını ve dolayısıyla hiçbir şekilde fiilin hukuka aykırılığını etkilemeyeceğini kabul etmiştir. Hal böyle iken , böyle bir değişiklik yeni TCK nın kazanımlarından geriye gitmek  anlamına  gelir ki bu kabul edilemez.

Söz konusu teklifin yasalaşması hem Türk Ceza Kanunu hem Medeni Kanun yönünden başka sorunlara da  neden olacaktır. Ülkemizde en az kız çocukları kadar erkek çocukları da istismara uğrayabilmektedir. Ayrıca örneğin birden fazla faille “rızası ile “ cinsel ilişkiye giren bir çocukla tek fail evlenirse ne olacaktır ? Diğerinin de cezası düşecek midir ?   gibi birçok hukuki teknik sorun da söz konusudur.

                Söz konusu yasa teklifi , neden olabileceği  toplumsal sonuçlar düşünüldüğünde kamu vicdanını derinden yaralamaktadır.

                Böyle bir düzenlemenin yasalaşması , “nasıl olsa af çıkar “ düşüncesiyle   çocuk cinsel istismarı suçlarının artmasına , çocukların zorla erken evlendirilmelerine , çocuk evliliklerinin fiili durumdan yasal zemine geçerek meşrulaşmasına neden olacaktır. Özellikle mağdur ve mağdur yakınlarının üzerinde  baskı  uygulanabilecek , evlenme yönündeki baskılar çocukları ve kadınları intihara kadar sürükleyebilecektir. Cinsel istismar suçunun faili ile mağdurunun evlendirilmesi  insan onuruyla bağdaşmadığı gibi , istismar yaşadığı için evlenen kişilerin kurduğu ailede toplumsal sorunlar yaşanacağı muhakkaktır.

Çocukların cinsel dokunulmazlığı ve iradesi  aleyhine sonuç doğurabilecek hiçbir düzenlemenin kamu vicdanında yeri bulunmamaktadır.

                Açıklanan nedenlerle ; Mersin Barosu olarak söz konusu yasa teklifinin ,  yol açacağı sonuçlar yönünden hukukun genel ilkelerine , uluslararası sözleşmelere , anayasaya , çocuk haklarının temel ilkelerine ve kamu vicdanına aykırı olduğunu kamuoyu ile paylaşıyor , söz   konusu yasa teklifinin geri çekilmesini   talep ediyoruz. Kamuoyuna saygı ile duyururuz.

Mersin Barosu Yönetim Kurulu, Kadın Hakları Merkezi ve Çocuk Hakları Merkezi

adına

Av. Ali ER

Mersin Barosu Başkanı

                                                                                                               

 

Ek Dosyalar