Mersin BarosuMersin Bar Association

HABERLER

AV. FATMA DEMİRCİOĞLU: “KADINA ŞİDDETLE MÜCADELE SİYASET ÜSTÜ YÜRÜTÜLMELİ

AV. FATMA DEMİRCİOĞLU: “KADINA ŞİDDETLE MÜCADELE SİYASET ÜSTÜ YÜRÜTÜLMELİ

BARO BAŞKAN YARDIMCIMIZ AV. FATMA DEMİRCİOĞLU: “KADINA ŞİDDETLE MÜCADELE SİYASET ÜSTÜ YÜRÜTÜLMELİ

 

Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle basın açıklaması düzenledi.

 

Mersin Baro Odası’nda düzenlenen basın açıklamasında konuşan Mersin Barosu Başkan Yardımcımız Av. Fatma Demircioğlu, “Kadınların rengi, dili, dini, ülkesi değişmekte, ancak uğradıkları şiddetin kaynağı değişmemektedir. Erkek egemen sistem ve yine erkek egemen siyasi iradenin ürettiği politikalarda kendi ideolojisiyle sınırlı olarak kadın varlığı ve bedeni üzerinden hareket etmektedir. Kadınlar çalıştığı için erkeklerin işsiz kaldığı, kadının gülüşünün erkeği tahrik ettiği, kadın ve erkeğin eşit olmadığı söylemleri ile kadının 2. sınıf cins olarak görüldüğünün kabul edildiği açıktır. Bu anlamda kadına yönelik şiddetle mücadelenin siyaset üstü olarak yürütülmesi gerekmektedir. Üretilen çözümlerde kadının aşağılanmaması, ataerkil toplum yapısının kadına biçtiği evinin kadını, çocuğunun anası rol modelinin acilen terk edilmesi, şiddete gerekçe olarak beyaz tayt giyme, piercing yaptırma, gece sokağa çıkma gibi, kadının temel hak ve özgürlüklerinin dillendirilerek kısıtlamaya gerekçe gösterilmesinin kabulü mümkün değildir. 

 

21. yüzyılda hala şiddeti tartışmak, çözüm üretmeye çalışmak noktasında olmamız aslında en acı gerçektir. 2017 yılında 409, 2018 yılında 390 kadın cinayeti bulunmaktadır. Bununla birlikte kadın cinayetlerinde tahrik indiriminin ağır tahrik indirimi, saygınlık, iyi hal, kravat takma, düzgün giyinme gibi nedenlerle orantısız olarak uygulanması kamuoyunun vicdanını yaralarken, erkek şiddetinin yine erkekleri koruma şeklinde algılanmasına sebep olmaktadır.

 

Bu anlamda Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezimiz aracılığıyla tüm kadınlar adına, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılıkla mücadeleye hukuksal alanda her gün, etkin biçimde, var gücümüzle devam edeceğimizi bildiririz. Konuyla ilgili olarak öncelikle belirli bir sayıya ulaşana kadar kadın ve çocuk istismarı dosyalarının detaylı olarak takip edilebilmesi için uzmanlık eğitimi yapılıp, ardından CMK sistemi üzerinden ve meslektaşlarımızın merkezimize ihbar ettiği kadına karşı şiddete ve çocuk istismarına ilişkin tüm davalara uzmanlık eğitimi almış olan meslektaşlarımızın, CMK ataması yapılarak şiddete karşı uzman kadromuzla mücadele edeceğiz” diye konuştu.

 

AV. ŞİRİN GÜNER: “ÜLKEMİZ CİNSİYET EŞİTLİĞİ SIRALAMASINDA DÜNYADA 130. SIRADA”

 

Daha sonra Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Şirin Güner konuşmasında şunları söyledi: “Kadına yönelik şiddet bir insan hakkı ihlalidir. Şiddet “kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik açıdan zarar görmesiyle ya da acı çekmesiyle sonuçlanan, sonuçlanması muhtemel tutum ve davranışlardır. Günümüzde yalnızca kadın olmaları nedeniyle cinsiyete dayalı ayrımcılığa uğrayan, şiddete maruz kalan kadın sayısının giderek arttığını görmekteyiz. Yapılan tüm eğitim, bilinçlendirme çalışmalarına ve yasal düzenlemelere rağmen kadınların temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesi engellenememektedir.

 

Kadınlar hukuksal, ekonomik, sosyal ve siyasal alanda eşit bir biçimde yer alamamakta, yaşam hakları ihlal edilmekte, geliri eşit paylaşamamakta, savaş ve yoksulluktan en fazla etkilenen kesim olmakta, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele etmektedir. Ülkemizde her üç kadından birisi fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddete maruz kalmakta, her yıl artan oranda yüzlerce kadın öldürülmektedir. Dünya Ekonomik Formu’nun 2017 yılı Küresel Cinsiyet Uçurumu raporuna göre ülkemiz cinsiyet eşitliği sıralamasında 144 ülke arasında 130. Sırada yer almaktadır. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun raporlarında 2017 yılında 409 kadının öldürüldüğü, 387 çocuğun istismara uğradığı,332 kadının cinsel şiddete uğradığı bilgisine yer vermiş ve bunu kamuoyu ile de paylaşmıştır. 2018 yılı bitmeden öldürülen kadın sayısı 355 olarak açıklandı.

 

“DEVLET ÇOK YÖNLÜ, BÜTÜNCÜL POLİTİKALAR ÜRETMELİ”

 

 Kadınlarımız istihdam alanlarından çekilmekte; sosyal güvenceden yoksun bir şekilde zor çalışma koşullarında çalışmaya zorlanmaktadır. Kadınların siyasete katılma, karar mekanizmalarında yer alma oranları olması gereken düzeyde değildir. Yasalar yönünden güçlü bir mücadele zemini olmasına rağmen kadının insan hakları ihlalinin artmasının nedeni: mücadelenin samimi bir şekilde yapılmaması, toplumsal zihniyet dönüşümünün sağlanmamış olmasıdır. Bir yandan yasaları çözüme odaklı değiştirirken, diğer yandan kadınlara karşı kullanılan dilin siyasi amaçlı olarak kadın haklarına aykırı olması toplumsal zihniyet değişikliğini engellemektedir.

 

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için devletin çok yönlü, bütüncül politikalar üretmesi yanında bu mücadelenin toplumsal düzeyde ortak, etkin ve kararlı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Kadınlara yönelik şiddeti doğuran ve bunu sistematik hale getiren tutum ve davranışları ortadan kaldırmak için, bireylerin ve toplumun kadına bakış açısını değiştirecek zihniyet dönüşümü yaratacak politikaların ortaya koyulması ve samimi bir şekilde ısrarla uygulanması zorunludur. Kadın kazanımlarını hukuken ortadan kaldıracak yasal düzenlemelerin yapılmaya çalışılması, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı kurumlarda, üniversitelerde, kamu-kurum ve kuruluşlarında kullanılan dil ve açıklamalar kadın mücadelesini olumsuz etkilemekte, kadının insan haklarının ihlalinin artmasına yol açmaktadır.

 

 

 

“EĞİTİM MÜFREDATINA TOPLUMSAL CİNSİYET DERSİ EKLENMELİDİR”

 

 İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan bir ülke olmamıza rağmen, aile hukuku ve kadına karşı şiddet alanında uzlaşma ve arabuluculuk uygulamasının düşünülmesi, nafaka konusunda yapılmak istenilen değişiklik, sözleşme hükümlerinin ihlali olacağı için kabul edilemez. Eğitim müfredatına toplumsal cinsiyet dersinin eklenmemesi, kadına ve çocuğa yönelik davalarda Baroların katılma taleplerinin kabul edilmemesi, yargılamalar sırasında kadınların ikincil mağduriyetlerine yol açılması gibi bir dizi soru, kadına yönelik şiddetle mücadele etkinliğini azaltmaktadır. Devlet ve Siyasi iktidarlar, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın önlenmesi için gerekli yasal düzenlemeleri yapmak, tedbirleri almak, toplumsal zihniyetin dönüşümünü sağlayacak politikalar üretmek ve bunun ödünsüz uygulaması için çalışmak, bu alanda faaliyet gösteren Barolar ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak durumundadır.

 

Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak; dün olduğu gibi bugün de; kadınların Cumhuriyetle elde ettiği kazanımlara aykırılık oluşturacak yasal değişikliklerin karşısında olmaya devam edeceğiz. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına, kadınların insan haklarının ihlallerine yol açan her türlü davranışa, tutuma karşı, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması için mücadelemizi etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. ŞİDDET BİR DAVRANIŞ BİÇİMİ DEĞİL BİR DÜŞÜNCE ŞEKLİDİR DİYORUZ…”

 

Basın açıklamasının ardından, Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi tarafından; Ressam Berrin Şeker, Fatma Şahin, Nalan Yılmaz, Nurcan Çakırcalı ve Şehnaz Görgülü’nün kadınların önemini ve yaşamış olduğu zorlukların anlatıldığı ‘Kadın’ temalı resim sergisinin açılışı yapıldı. Açılışı Mersin Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan, Mersin Adalet Komisyonu Başkanı Mustafa Kahveci, Mersin Barosu Başkan Yardımcısı Av. Fatma Demircioğlu, yönetim kurulu ve ressamlarla birlikte yaptı.

 


 

 

 

Galeri

AV. FATMA DEMİRCİOĞLU: “KADINA ŞİDDETLE MÜCADELE SİYASET ÜSTÜ YÜRÜTÜLMELİ | Mersin Barosu