
Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Ayfer Baydar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dair algıların değiştirilmesi ve farkındalığın arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiğine vurgu yapan Av. Ayfer Baydar, “Şiddetle mücadele için öncelikle toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmaya yönelik etkili politikalar hızla yaşama geçirilmelidir” dedi.
Mersin Baro Odası’nda avukatların katılımıyla gerçekleşen basın açıklamasında; 8 Mart 1857 tarihinin, kadınların Amerika'da bir tekstil atölyesinde ücret eşitsizliğini ve uzun çalışma saatlerini protesto etmek için başlattıkları eşitlik mücadelesinde, grev sırasında çıkan yangında hakları uğruna can verdikleri gün olduğunu hatırlatan Av. Ayfer Baydar, “Bu olay dünyada yankı bulmuş ve emekçi kadınların eşitlik arayışları devam etmiştir. 1910 yılında Kopenhag’daki Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır. Türkiye’de 8 Mart ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlamıştır. 1984’ten buyana kadın örgütleri her yıl “Dünya Kadınlar Günü” kutlamalarını sürdürmektedir.
1975'te Birleşmiş Milletler Dünya Kadınlar Günü'nü kabul edip ve her yıl için özel bir tema belirlemeye başlamıştır. 1996'da belirlenen ilk tema 'geçmişi kutlamak, geleceği planlamak' şeklinde, bu yılın temasıysa 'çalışma hayatını değiştiren kadınlar: 2030'a kadar eşitlik'tir. Birleşmiş Milletler verilerine göre çalışma yaşındaki kadınların sadece yarısı işgücüne katılmaktadır” diye konuştu.
“DÜNYANIN EN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN EN ÖNEMLİSİ, KADININ TOPLUMDAKİ YERİDİR”
8 Mart'lar, dünyada kadınların eşitlik ve özgürleşme mücadelesinin dile getirildiği ve emeğine, bedenine, kimliğine sahip çıkarak, kadın sorunlarının örgütlü olarak bir kez daha duyurulduğu bir gün haline geldiğini belirten Av. Ayfer Baydar, “Kadınların emeklerinin karşılığını aldığı, erkeklerle eşit bir dünyada yaşamaya hak kazandıkları, bir dünyayı harekete geçirmek için her yıl tüm dünyada farkındalık yaratmak amacıyla kutlanmaktadır. Dünyanın en önemli sorunlarından birisi, belki de en önemlisi, kadının toplumsal alandaki yeridir. Geldiğimiz durumda kadın dışlanmıştır. Kadın şiddete uğramaktadır. İş gücü içinde kadının yeri toplumun diğer cinsiyet grubu olan erkekle kıyaslandığında olumsuzdur. Kadına yönelik ayrımcılığı, dünyada sömürünün, şiddetin, eşitsizliğin yoksulluğun artmasına neden olan sistemden ayrı düşünmek mümkün değildir. Cinsiyet ayrımının ortadan kaldırılmasıyla özgür, eşit bir birey ve toplum oluşumu sağlanabilir” ifadesini kullandı.
“İSTİHDAMDA CİNSİYET EŞİTLİĞİ POLİTİKALARI, KADINLARA EŞİTLİK SAĞLAMAKTAN UZAKTIR”
Ülkemizde toplumsal cinsiyet ayrımcılığının aile içinde başlayıp toplumun her alanında devam ettiğini, tarihsel, kültürel ve dinsel bir takım gerekçelerle kadınların eğitimden, iş hayatından ve toplum yaşamından uzaklaştırıldığını kaydeden Baydar, “Nüfusun %49.8 i kadındır. Okuma yazma bilmeyen kadın oranı erkeklerden 5 kat fazladır. Kadın istihdamı %27,5 tir .Çalışmayan kadınların oranı çok yüksektir. Çalışan kadınların büyük bir çoğunluğu ise ya sosyal güvencesi olmaksızın çalışmakta, ya da iş yaşamında düşük ücretlerle geri plandaki işlerde çalıştırılmaktadır. Uygulanmakta olan istihdamda cinsiyet eşitliği politikaları, kadın istihdamını teşvik etmekten ve istihdamda olan kadınlara eşitlik sağlamaktan uzaktır.
Kadınların toplumda hak ettikleri yere gelebilmeleri için kendilerinin, işverenlerin ve toplumun kadına bakış açısının değiştirilmesi gerekmektedir. Bu yolda öncelikli yapılması gereken eğitimdir. Kız çocukları için 12 yıl kesintisiz zorunlu eğitim birey olma yolunda önemli bir olgudur. Eğitimin gücü kadının iş yaşamına katılmasının artmasını sağlayıcı teşvik edici düzenlemelerin varlığı ile desteklenmelidir” şeklinde konuştu.
“ŞİDDET MAĞDURU KADINLARIN DAHA ETKİN KORUNMASI GEREKMEKTEDİR””
Kadının iş yaşamında olabilmesinin, öncelikle sağlıklı bir şekilde hayatta olması ile ilişkili olduğunu, oysa ülkemizde kadınların gördüğü şiddet oranının hızla artmakta olduğunu dile getiren Av. Ayfer Baydar, “Kadının yaşam hakkını elinden alan kadın cinayetleri hız kesmeden artışını sürdürmektedir. Kadın cinayetlerinin arttığı, işleniş biçimlerinin vahşileştiği, bu şiddetin çocuklara da yöneldiği, kadınların yaşam tarzına yönelik saldırıların sık sık gündeme geldiği bir dönemden geçiyoruz. 2017 yılının ocak ayında 37, Şubat ayında ise 30 kadın, erkekler tarafından katledilmiştir. Kadına yönelik şiddetle ve kadın cinayetlerinde her yıl, önceki yıllara oranla ciddi bir artış görülmektedir. Şiddetle mücadele için öncelikle toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmaya yönelik etkili politikalar hızla yaşama geçirilmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dair algıların değiştirilmesi ve farkındalığın arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Şiddete uğrayan, özellikle fiziksel şiddet mağduru kadınların daha iyi daha etkin korunması gerekmektedir.
“UMUDUMUZU YİTİRMEDEN MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Ne acıdır ki, kadına yönelik şiddet oldukça yaygın, şiddete uğrayan kadın oldukça yalnızdır. Kadınlar, şiddete uğramaları halinde izlemeleri gereken yollar konusunda bilgilendirilmeli, ilgili kurumlardan gereken desteği almaları sağlanmalıdır. Bu konuda Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi üzerine düşen görevleri yapmaktadır.
Her şeye rağmen biz kadınlar; güçlüyüz. Yaşadığımız toplumda umudumuzu yitirmeden mücadelemizin süreceğine inancımız tamdır. Cumhuriyet kazanımlarından ödün verilmeyeceğini, kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kalktığı, kadının birey olarak var olduğu, özgürlüklerinin kısıtlanmadığı, şiddetin ve istismarın önlendiği ve barışın sağlandığı bir Türkiye ve Dünya istediğimizi dile getiriyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; şunu anlamak lazımdır ki, ‘dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.’ Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu olsun” dedi.

