
Mersin Barosu Anamur İlçe Temsilciliği’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı.
Anamur İlçe Temsilcisi Işıl Sönmez, Anamur Baro Odası’nda düzenlenen etkinlikte tüm meslektaşlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Etkinliğe Anamur Belediye Başkanı Mehmet Türe de katılarak, bayan avukatlara çiçek takdim edip 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
Günün anlam ve önemine ilişkin açıklama yapan Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi Av. H. Gülen Günay şöyle konuştu:
“TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK!...
Eski Türk Devletlerinde kadın daima erkeğin yanında, önemli hak ve yetkilere sahip olmuştur. Cinsiyet ayrımı olmamış, idari ve siyasi işlerde önemli rol almışlardır. Hatta bir çoğunda kadının erkekle birlikte savaşçı ve asker olarak yetiştirilmesi geleneği vardır. Kadınlar bereketin simgesi olarak görülmüş , Türk destanlarında ilahi bir varlık olarak tasvir edilmiştir.
Anadolu bozkırında 13. yüzyılda bile Hacı Bektaş Veli ’kadınları okutunuz’ , ’kızlarınızı okutunuz, çünkü onlar geleceğin anneleridir’ demiştir. Yine bir dörtlüğünde kadın erkek eşitliğine dair’ erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde, bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok, noksanlık eksiklik görüşünde’ demiştir.
Türk kültür ve gelenek anlayışında kadına verilen önem, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile hukuksal ve sosyal alanda yapılan düzenlemeler neticesinde tam olarak değerini bulmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimlerle Türk kadını hukuk, siyaset, ekonomi ve diğer alanlarda erkekle eşit ve özgür kılınmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda Erzurumlu Kara Fatma’nın, Şerife Bacının , Halime Çavuşun, Halide Edip’in ve binlercesinin cephede verdiği mücadeleyi Türk kadını Cumhuriyetle birlikte her alanda sürdürmeye devam etmiştir . Cumhuriyet kadını artık Avukat Süreyya Ağaoğlu’dur, Gazeteci Selma Rıza ‘dır, Bakan Prof Dr. Türkan Akyol ‘dur, Büyükelçi Filiz Dinçmendir, Dr. Safiye Alidir, jet Pilot Leman Altınçekiçtir , Heykeltraş Sabiha Bengütaştır, Hakim Suat Berk ‘tir.
Bu vesile ile ’’Kadınlarını geride bırakan bir toplum, geride kalmaya mahkumdur’’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bir kez daha sonsuz minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz. Ne yazık ki, şiddetin her alanda arttığı günümüzde maalesef kadın ve kız çocuklarına yapılan şiddet ve cinsel saldırılar daha çoktur. Buna etkenler , çözümler ve yaptırımlar tartışılırken bazı kendini bilmezler ’ kadın kocasına hizmet etmeli, çocuk bakmalı’,’kadın kahkaha atmasın’, ’hamile kadın sokağa çıkmasın’ ’kadın –erkek eşitliği fıtrata ters’ gibi söylemlerde bulunabilmekteler’ ve hatta cinsel istismar ve çocuk istismarını meşru göstermek istercesine ‘Ananın ve kız kardeşin kolu bacağı tahrik eder’, ‘genç kayınvalide şehvet uyandırır’, ’asansörde halvet olabilir’ şeklinde sapkın ve yobaz düşünceler artmaktadır. Dün bir siyasi liderin dediği gibi ’ne ara bu kadar sapık üredi’ araştırılmalı ve nedenleri mutlaka sorgulanmalıdır.
Kanunlar önünde eşit olmasına rağmen, kara çarşafa saklanan, gece sokağa çıktığı için , şort giydiği ya da açık giyindiği için tacize, tecavüze uğrayan, sevildikleri için öldürülen kadınlarımız ,çocuk yaşta evlendirilenler kızlarımız çığ gibi artmıştır.
Kuşkusuz bu sapkın ve yobaz söylemlerin amacı, toplumda kadının rolünü bastırmak, kadını eve hapsetmek, namus sadece kadınlara özel bir durummuş gibi kadınlara olan baskıyı arttırmaktır. Önlem olarak sadece mevcut yasaları değiştirmek yetmez, en etkin yöntem bu sapkın zihniyetleri değiştirmektir. Hz. Muhammed’in ’cennet anaların ayağı altındadır’ sözü ile yüce bir değer verilen kadınlarımızın bu değeri cahil, kabileci sapkın hurafelerle ayaklar altına alınmaktadır. Buna izin vermeyeceğiz.
Hiç kimse bu zihniyeti değiştirmek yerine, önlem olarak kadını toplumsal alandan koparan ayrı otobüs, ayrı asansör ve nihayet ayrı eğitim gibi çağ dışı öneriler sunmasın. Kadını ayrıştırarak, aciz korunmaya muhtaç bir varlık gibi göstererek değil, aile, toplum ve kurumlar arası işbirliği ile eğitimin ve yasal yaptırımların etkinliği arttırılarak çözüm yolu aranmalıdır. Toplumun beden sağlığı ne kadar önemli ise, zihinsel, ahlaki ve kültürel sağlımızda o kadar önemlidir ve acilen bu yönde çalışmalar yapılmalıdır. Unutmasınlar!... her kadın bir erkeğin ya kızıdır, ya kız kardeşi, yahut hanımı veya annesidir. Ve unutturmayacağız! Güç asla şiddet değildir, Güç, akıl, zeka, bilgi, üretim ve eylemdir. Türk kadını her daim bu vasıflara sahip olarak, tarlada, fabrikada, evinde, işyerinde, sokakta, pazarda üreten, güçlü ,mücadeleci, ve aydın kimliğinden asla vazgeçmeyecektir. Kadınlarımız, kızlarımız, analarımız Türkiye’nin aydınlık yüzüdür’.
Vatan savunmasındaki Mehmetçiklerimize sonsuz minnet ve şükranlarımızı sunar, şehit olanlara Allahtan Rahmet , şehit Anne ve eşlerine de Allah’tan sabırlar diliyorum” diye konuştu.
Daha sonra konuşan Av. Aslı Oral ise, günümüz Türkiye’sinde kadınların ekonomik sıkıntı, mahalle baskısı, kadın cinayetleri, cinsel istismar ve tecavüz ile uğraşmak zorunda kaldığını, kadın cinayetleri konusunda Türkiye’nin ön sıralarda yer aldığını belirterek, “Kadın cinayetleri konusunda kişiye bu suçu işlemeden önce verilen en fazla uzaklaştırma kararı olmaktadır. Bu süreçte uzaklaştırmanın psikolojik tedaviyle desteklenmesi gerektiği görüşündeyim. En azından daha sağlıklı bireyler olması açısından. Özellikle babasız çocuk büyütmek zorunda kalan annelerin, şehit annelerinin ve tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum” diye konuştu.

