T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/15163

K. 2015/21071

T. 24.12.2015

DAVA : Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların boşandıklarını, müşterek çocukların velayetinin müvekkiline verildiğini, çocuklar lehine aylık 50,00 şer TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, ödenmekte olan nafakanın çocukların ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını belirterek; nafakaların aylık 500,00 er TL'ye yükseltilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin özürlü olduğunu, çalışamadığını, tüm ihtiyaçlarını babasının karşıladığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davalının çalışarak hayatını kazanamadığı, bugüne kadar ailesinin desteğiyle nafakaları ödediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; iştirak nafakasının artırılması istemine ilişkindir.

İştirak nafakası, velayet hakkı kendisine bırakılmayan eşin, velayet hakkı verilen eşe, çocuğunun bakım ve eğitim giderleri karşılığı gücü oranında yapacağı katkıdır.

Kural olarak velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine "gücü" oranında katkıda bulunması gerekir. (TMK m.182) Bununla birlikte çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından müştereken karşılanması ilke olarak kabul edilmiştir. (TMK m.327)

Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Buna göre iştirak nafakası tayin edilirken mahkemece; çocuğun yaşının, eğitim durumunun, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücünün ve anne babanın ekonomik ve sosyal durumlarının göz önünde bulundurulması gerekir.

Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; tarafların 06.11.013 tarihli ilamla boşandıkları, müşterek iki çocuklarının bulunduğu, 2008 ve 2010 doğumlu çocukların velayetlerinin davacı anneye verildiği, çocuklar için aylık 50,00 şer TL iştirak nafakasına hükmedildiği, kararın 25.12.2013 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 26.01.2015 tarihinde açıldığı, davacı annenin duyma ve konuşma özürlü olduğu, özürlü maaşı aldığı, anne ve babası ve iki çocuğuyla birlikte yaşadığı, davalı babanın mental retardasyon ve uyum bozukluğu rahatsızlığının olduğu, TMK'nın 405 maddesi uyarınca kısıtlanarak babasının vesayeti altına alındığı, giderlerini kardeşinin ve babasının karşıladığı anlaşılmaktadır.

Davalının duruşmada dinlenen vasisi; davalıya SGK'dan herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödeme yapılması için rapor almaları gerektiğinin söylendiğini, davalının korkup müracaat etmeye gitmediğini beyan etmiştir.

Somut olayda; davalı özürlü olup, çalışamamakta ise de müracaat etmesi halinde özürlü maaşı alabilecek, sabit bir gelire sahip olabilecek durumdadır.

Hal böyle olunca mahkemece; nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşları, hali hazırda ödenen nafakanın belirlendiği tarihle eldeki davanın açıldığı tarih arasında geçen zaman, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK'in yayınladığı ÜFE artış oranı nazara alındığında; çocukların menfaati üstün tutularak, nafakaların bir miktar artırılmasına karar verilmesi gerekirken, TMK'nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine aykırı olacak şekilde yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.