“HUKUK DEVLETİ VE DEMOKRASİ İLKESİ ADINA ACİLİYET MESELESİDİR”

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne göre Türkiye 2020 yılında 180 ülke arasında 154'üncü sırada yer almaktadır. Raporda dünya genelinde hala en fazla gazetecinin tutuklu olduğu ülkelerden birinin Türkiye olduğu vurgulandı. Raporda ayrıca ‘diktatörlükler, otoriterler ve popülist rejimler ne pahasına olursa olsun bağımsız bilgiyi baskı altına almayı artırarak sürdürdü’ değerlendirmesine yer verildi. 

Ülkedeki basının büyük bölümünün siyasi iradenin etkisi altına girdiği ve yandaş haberler yaptığı görülmektedir. Ülkemizdeki tekçi rejimin kronik hastalığı olan ‘sorgulayan insandan korkma’ hastalığı nedeniyle dördüncü kuvvet olan basın, hukuk kullanılarak susturulmaya çalışılmaktadır. Eleştiren, gerçeği yazan muhalif gazetecilerin, sırf susturulmak ve sindirilmek amacıyla akıl almaz, asılsız iddialarla haklarında soruşturma açılarak tutuklandığı bir dönemdeyiz.  Araştırmacı gazeteciliğin cezalandırıldığı tek ülkeyiz. Sansür her geçen gün daha da tırmanışa geçmektedir. Muhalif gazeteler ayrıca, sistematik olarak ekonomik anlamda baskılanarak ilan alanının dışına itilmek istenerek cezalandırılıyor.

Bu tablo, otoriter rejimlerin gazetecilere ve ifade özgürlüğüne yönelik baskı ve şiddeti nasıl normalleştirilmeye çalıştığını, medya üzerinde her geçen gün daha da baskı kurarak demokrasiyi hiçe saydığını gözler önüne sermektedir. Ancak bilinmelidir ki, ‘sorgulayan insandan korkma’ hastalığının baş belası olan özgür basını, hiçbir baskı ve sindirme çabaları susturamayacaktır. Gazeteciler ve ifade özgürlüğü üzerindeki korkutma ve sindirme döngüsünün son bulmasını, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, gazeteciler üzerindeki sistematik baskıların son bulması, hukuk devleti ve demokrasi ilkesi adına aciliyet meselesidir. Şeffaf bir toplumun yaratılmasında öncü görevi üstlenen gazetecilerin özgürlüğü, toplumun özgürlüğü demektir.  Halkın doğru bilgiye ulaşması, demokrasinin işlemesinde önemli bir unsurdur. Basının özgür olmadığı, ifade özgürlüğünün tutuklandığı bir ülkede, hukuk, adalet ve demokrasi kavramları işlemiyor demektir. Yerel gazeteler kan kaybetmektedir. Gazetelerin maliyetleri artmış, gelirleri ise düşmüştür. Korona virüs salgınından gazeteler de büyük ölçüde olumsuz etkilemiş, tirajlarda, reklam gelirlerinde büyük düşüş yaşanmıştır.  Gazetecilerin her türlü ekonomik ve sosyal haklarının koruma altına alınması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir. 

Tüm engellemelere, baskılara rağmen halka doğru bilgiyi ulaştırma ve aydınlatma mücadelesinden ödün vermeyen tüm basın emekçilerinin mücadele gününü kutluyorum. 10 Ocak’ların gerçek anlamda kutlanabileceği günler için Mersin Barosu avukatları olarak, demokrasi ve özgürlük mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

 

Av. Bilgin YEŞİLBOĞAZ

Mersin Barosu Başkanı