Resmi ve dini bayramlarımız, insanlarımızı manevi açıdan zenginleştiren ve bir arada tutan, birlik ve beraberliğimizi perçinleyen, insani değerleri öne çıkartan, dostluk, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma duygularını en yüksek seviyelere ulaştıran çok özel ve kutsal günlerimizdir.

“Nerede o eski bayramlar” diyerek özlem duyduğumuz , kin ve nefret duygularını bir kenara bıraktıran, sevgiyi ve hoşgörüyü hatırlatan bayramlarımızı daima yaşatmalıyız.

Bayramlarımız ile dinimizde ve kültürümüzde büyük bir yere sahip  “yardımlaşma”  ve “paylaşma” konularındaki hassasiyet daha da artmaktadır. Bayram demek ; paylaşmak, paylaşarak çoğalmak demektir.

Bayram sevincini engelli, muhtaç ve kimsesiz insanlarımızla, huzur ve sevgi evindeki yaşlılarımızla, çocuklarımızla, şehit aileleri ve gazilerimizle, akrabalarımızla, dostlarımızla birlikte yaşamak bir araya gelmenin ve kaynaşmanın en güzel örneğidir.

Ama güzelim ülkemizin üzerinde oynanan oyunlar, komşu ülkelerdeki savaş, göç, kan ve gözyaşı hepimizi derinden etkilemektedir. Devletimiz geçmişte olduğu gibi bugün de dünyadaki mazlumlara, savaş mağdurlarına kucak açarak, tüm dünyaya insanlık örneği vermeye devam etmektedir. Ülkemizde, tüm dünyada ve komşu ülkelerdeki gözyaşı ve insanlık dramının bir an önce sona ererek huzurun hakim olması en büyük dileğimizdir.

Bu duygu ve düşüncelerle, değerli meslektaşlarım başta olmak üzere tüm vatandaşlarımızın mübarek Kurban bayramını kutlar, ülkemize ve tüm dünyaya huzur ve barış getirmesini diler, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Mersin Barosu Başkanı

Av.ALİ ER