“DÜNYA ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İLE MÜCADELE GÜNÜ “ BASIN AÇIKLAMASI

Çocuk işçiliği ülkemizin ve dünyanın önemli sorunlarından birisidir. Milyonlarca çocuk fiziksel ve zihinsel gelişimlerine uygun olmayan şekilde kötü koşullarda çalışmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun verilerine göre, dünyada milyonlarca çocuğun çalışmakta olduğu dolayısı ile okula gitmedikleri ve eğitim hakkından yoksun kaldıkları  tahmin edilmektedir.

Çocuk üzerinde fiziksel, ruhsal, toplumsal ve ahlaki açıdan olumsuz etkiler bırakan çocuk işçiliği problemi, büyük ölçüde ülkelerin içinde bulunduğu yapısal sorunlardan kaynaklanmaktadır. Çocukların çalışma yaşamında yer almasının en önemli nedeni yoksulluktur.

Çocuk işçiliği yalnızca az gelişmiş ülkelerde değil, sanayileşmiş ülkelerin birçoğunda vardır.

Kısa vadede çocuk işçiliği ile mücadele, uzun vadede ise daha geniş tanımıyla yoksulluk ile mücadele edilmesi çocuk işçiliğini kendiliğinden ortadan kaldıracaktır. Aileler gelir düzeyleri düşük olduğu için çocuğun kazandığı paraya ihtiyaç duymakta, ailenin geleneksel yaşantısının sürdürülmesine çocuğun katkıda bulunması normal, beklenen bir davranış olarak kabul edilmekte, işveren ise ucuz işgücü olması, kayıt dışı olması ve çocuk işçilerin haklarını aramayan bir kesim olması sebebi ile tercih etmektedir. Bu da kalkınma düzeyi düşük ülkelerde ,  fakirlik olgusunun her zaman ailelerin eğitime olan yaklaşımlarının üstünde olmasının sonucudur.

Diğer en önemli etken ise Ülkedeki yasal mevzuatın eksikliği ve mevzuatın da eksik uygulanmasıdır. Denetimlerin eksik yapılması, çocuk işçiliğine bakış açısı, cezaların caydırıcı olmaması, daha çok sayıda çocuk işçiliğinin olduğu küçük işletmelerde ciddi denetimlerin yapılmaması, sosyal güvenlik sisteminin yetersizliği  çocuk işçilerin artışını körüklemektedir.

Ülkemiz tarafından da kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre “18 yaşına kadar olan herkes çocuk sayılır. “

T.C. Anayasası’nın 50. maddesine göre; “kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar, çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.”demektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 71. Maddesine göre, On beş yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılmasının yasak olduğu düzenlenmiş, 72. ve 73. maddesinde, on sekiz yaşını doldurmamış işçilerin yer ve su altındaki işlerde çalıştırılmaları ve sanayiye ait işlerde gece çalıştırılmaları yasaklanmıştır. Kanun’un 85. maddesine göre “on altı yaşını doldurmamış genç işçiler ve çocuklar ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz” hükümleri getirilmiştir.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) önderliğinde başlatılan çalışmalar ışığında öncelikle çocuk işçiliğinin nedenleri araştırılmış ve çocuk işçiliğinin yoksulluk ve büyük ölçüde yoksulluktan kaynaklanan tali nedenlere dayandığı  tespit edilmiştir. Kesin olarak ifade edebiliriz ki dünyada yoksulluk ortadan kalkmadıkça çocuk işçiliği son bulmayacaktır.

Oysa çocuk işçiliği olgusunun gelişmişlik farkı gözetmeksizin dünyanın tüm ülkelerinde var olduğunu biliyoruz.

Konuya ilişkin iyiniyetli çalışmaların ve mevzuat geliştirme çabalarının uygulamada yeterli olamadığını görmekteyiz. Sokakta, sanayide çalışan, özellikle merdiven altı üretimde ve mobilya sektöründe, ayakkabı, saraciye ve deri‐konfeksiyon sanayinde kullanılan solüsyon gibi yapıştırıcılar içindeki kimyasallar ile çalışan çocukların sağlığı hiçe sayılmaktadır. Metropollerde küçük işletmelerde çalışan çocuklara ek olarak, tarımda pamuk, tütün fındık toplama gibi mevsimlik işlerde yaygın bir biçimde çocuk emeğinin kullanıldığı görülmektedir.  Tüm bu çocukların uygun eğitim programları ile çalışma yaşamından çekilmeleri amaç edinilmelidir. Çocukluğunu yaşamadan bir nevi ‘öğrenilmiş  çaresizlik’ psikolojisi içinde çok erken yaşta emeği sömürülen çocukların  ileride pasif davranış  özelliği sergilemeleri kaçınılmazdır. Herhalde en acısı da budur.

Çocukların çalışmalarının bir zorunluluk değil bir tercih haline getirilmesi ve çok sayıda çocuğun erken yaşta çalıştırılmalarının ve çalışırken çeşitli istismar ve ihmalinin engellenebilmesi, ailelerin yoksulluğu, eğitimsizliği, göç ve sağlıksız kentleşme, hızlı nüfus artışı, toplumun bakış açısı ile mücadeleyi içeren geniş  kapsamlı kalkınma ve mücadele politikaları ile mümkün olacaktır.

Mersin  Barosu Çocuk Hakları Merkezi  olarak her türlü çocuk istismarına ve çocuk sömürüsüne karşı olduğumuzu bildiriyor ve 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü duyarlılığı içinde kamuoyu ile paylaşıyoruz. 12.06.2017

 

Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı

Av. Ruşen Ayşen AYILGAN